NEDEN? 1 MAYIS...
Yakup Uykutalp

Yakup Uykutalp

YAKUP UYKUTALP
  • Youtube

NEDEN? 1 MAYIS...

01 Mayıs 2020 - 10:04

Neden bir Mayıs İşçi Bayramı?

Asırlar öncesine gitmeyelim de günübirlik yaşanılan konulara değinmek daha şeffaf olur. 

İnsan yaşadığı kadarını bilir, yaşamadığını bilemez. Çok doğru bir tespit. Üzerini açalım...

Geçen yıl bir arkadaşımla konuşuyorum, ağzından olmadık kelimeler dökülüverdi: "Bu anlamı büyük ve karşılık beklemediğim bir günün bayram olması beni çok mutlu ediyor. Gururumu okşuyor .Gerçekten Bir Mayıs İşçi Bayramı mı? Yoksa hüsranla geçen her bir mayıslar olaylar, kavgalar, toplanmalar, kutlamalarla adalet sağlanıyor mu? Düşünen iyi düşünmüş. Peki, uygulayan var mı? Bayram, benim bayramım..İşçi benim..Fakat kendi bayramımda, bayramla mücadele eden yine benim, fazla derinlere girmeyelim" dedi.

Düşündüm...

Kendisine yanıt verme gereği hissederken, az çok ne duygular yaşadığını anladım. Ama insan bazen konuşmak istese bile kelimeler boğazına düğümleniyor.  Üzüldüğünü, daha sonrasında emeğe değer verilmediğini belirtti.

"Senede bir gün dahi düşünülmesi güzel. Bir günlük mutluluk ömür boyu mutsuzluktan iyidir" diye yanıt verdim.

"Sen onu benim küllahıma anlat diye yanıt verdi. Güldük."

Aslında senede bir gün işçi bayramı olarak lanse edilmesi yıllarca verilen emeklere hakaret diye düşünen emekçilerin ne duygu ve düşünce taşıdığını arkadaşımın cümleleri daha iyi anlatıyor. Hadise, düşünce farklılıklarından ibaret olduğu için emeğe saygı onurlu davranış, emekçiye bir lütuftur. Çift yevmiye alıp sevinen, izinli olduğu halde çalışanda var. Şayet, koronavirüs bu yl bir Mayıs'a paydos dedi. Günübirlik evine ekmek götürenler için sıkıntı büyük. Yani, günlük iş tutan insanlar bir Mayıs bayramı olduğu halde, yarını düşünenler de maalesef mevcut. 

"Sokağa çıkma yasağı var. Koronavirüs yakamızı bırakmıyor. Yarın ben ne yapacağım."

Konu işçiler olunca duygular farklı, düşünceler ağır basar.

Emek... Emek... Emek...

Ne madde ile, ne de zamanla ölçülür. Zaman sonsuz ve sınırsız, karşılığı olmayan madde değersizdir.

Üzerinden yıllar geçer fakat emek olduğu yerde kalır. Çünkü, emek kutsaldır. Kutsal olan herşey, emeğindir. Aidiyet duygusu yaşar. Kendisini heba ederek sahiplenme duygusu yaşar. Aslında görünen köy kılavuz istemez derler.

Gerçektende öyle...

Günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer, saçınız başınız ağarır ama, emek olduğu yerde kalır. Kimse dil uzatamaz. Çünkü, Emek bayramınız, bu bayram emeğinizdir. Senede bir gün dahi olması, mutlu etmesi  yılın 364 gününden daha mühim bir gün. Ne paradır, ne puldur şirketlerin en büyük sermayesi emektir.

Şirket ” Ne emeği, zaten hak edişlerini her ay eksiksiz olarak karşılığını ödüyorum.”

İşçi “Çok şükür kapıma alacaklı gelmiyor. Her ay paramı eksiksiz zamanında alıyorum. Borcumu, elektrik, su, telefon, cep telefonu, mutfak masrafını artık aklıma geldik gelmedik ihtiyaçlarımı karşılamam için çalıştığım şirketim yatırdığından dolayı Allah razı olsun.” 

Halinden memnun olan her ay işçinin parasını tıkır tıkır ödeyen bir şirket ve memnuniyet duyan, hayata tutunmak için mücadele eden emek veren bir emekçi......

Emek zor kazanılan, kolay kaybedilen bir güç değildir. Ağacı ekersiniz yeşerir. Dallanır budaklanır. ve meyvasını yemeğe başlarsınız mücadelenizle. Onurunuzla. Şeref ve haysiyetinizle. Gururunuzu da ayaklar altına alarak yol alırsınız. Oysaki dönüp baktığınızda geride bıraktığınız Yllarınız....Gençliğiniz... Geriye saramadığınız zaman, size el sallar. Kazandığınızı nerede harcayıp, nerede kullandığınızı sormaya başladığınızda, kendinizi boşlukta hissettirmeyen bir güç, sizi daha ileriye doğru atacaktır...

İşte bu güç emektir...

Bir Mayıs toplumun bayramı değil, işçinin bayramıdır. Emekçi evine ekmek götürmek için iyi salak yapar. şirket daha çok çalıştırayım, daha az para vereyim diye uğraşır… İşçi ekmeği için..emeği için... Değerlileri için...Özverili çalıştığı için...İşine değer verdiği için koşturur. Çünkü, işçinin hayatta en değerlileri ailesidir..Onlar için yaşar, mücadele eder, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve çocukları vardır, üstüne üstlük iş sorumluluğunu da üzerinde hissetti mi? Artık gecesi ve gündüzü yoktur. Hangi saatte ne zaman çağrılsa da önemli değil, iş olsunda ne olursa olsundur. İşine gittiğinde sevdikleriyle beraberdir. Yeter ki sevdiklerine yaşayacağı hayatı yaşatabilsin. Ele düşer, dile düşer, kendisi için yaşamadığından dolayı ayağa düşer..Ama yine de az kazanan, öz kazanan değerli bir parası vardır, alınterini dökerek..

Sevgiyle kalın..

YORUMLAR

  • 0 Yorum