"LEONARDO DA VİNCİ'YE SAYGI" SERGİSİ
Yakup Uykutalp

Yakup Uykutalp

YAKUP UYKUTALP
  • Youtube

"LEONARDO DA VİNCİ'YE SAYGI" SERGİSİ

25 Temmuz 2020 - 10:00




Leonardo da Vinci, ölümünün 500. yılında İzmir'de, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi "Leonardo Da Vinci'ye Saygı" sergisi ile anılıyor. 

Sergi 7 Mart 2020 tarihinde izleyiciye açıldı. Koronavirüs'ten dolayı kapatılarak Temmuz ayında yine santseverlerle buluşturuldu. 

Lenardo Da Vinci'nin yaşadığı ev, anısına müze yapılır. Ülkemizdeki sanatçların müzeyi gezdikten sonra yaşadıkları hissiyatı yorumlayarak sanatseverlerle "Leonardo Da Vinci'ye Saygı" Sergisinde buluştular.

Tabii, sanatta gündemde ki husus farkındalıktır. Farkındalıkta, 500 yıla yakın eserlerin geçmişten günümüze taşınması fevkaladedir. Günümüz sanatçıların dünyaca ünlü Leonardo Da Vinci'nin yapıtlarına kendi yapıtlarıyla gönderme yaparak yorumlamaları dünya sanatıyla kozmopolitleşir.

Şimdi soracaksınız Leonardo Da Vinci'ye Saygı nerede kaldı diye?

Saygı, toplumun en hassas hususudur. İnsanların en hassas konusunda en büyük hatası özbenliğine dönmemesidir. Hep karşıdan beklenen, kendisini soyutladığı hadisenin nerede kaldığı düşündürücüdür.  Bence, kişinin önce kendisine saygı duymasıdır. Kendisine saygı duymayan, değersiz görerek mutsuz olur.   

Sanat, saygı da eskiyi yeni ile kıyaslayarak denge kurar. Herşey yerli yerinde, mesajın nerede ve nasıl değil, soru işaretleri bırakması artıdır. Sanatçı örnek teşkil ettiği gibi, karşılaştırmayı yaparken çizgisini bozmaz. Nerede duracağını çok iyi bildiğinden yarım milenyum öncesiyle günümüzü kıyaslarken daha neler yapılabilir? nasıl katkı sağlayabilirim? gibi sorular ile yüzleşir. 



Ülkemizde birçok yazar ve sanatçının ilgi duyduğu Leonardo Da Vinci'ye Saygı sergisine ithafen  eserler yapıldı. Devrim Erbil, Sunay Akın, Fevzi Karakoç, Tülin Onat, Bedri Baykam, Mehmet Erbil, Metin Celal gibi ismini hatırlayamadığım birçok tanıdık isimler sergiye katıldı. 



Günümüz İstanbul'u göz önüne alalım. Avrupa'nın başkenti, dünyada eşi ve benzeri olmayan kozmopolit bir şehir. Şehir insan yoğunluğunda, her milletten, her kültürden insan, hızlı cereyan eden bir hava sirkülasyonu vardır. Caddeler insandan gözükmüyor, trafik atmosferi değiştiriyor. Her taraf yüksek binalar ile dolu. Zaman hızlı akıyor. Ticaret hayatının hızlı döndüğü bir şehir. İstanbul kalabalık nüfustan nefes alamadığı gibi, boğazıyla göz kamaştırıyor. Göç, çok oluyor. Artık göçe dur demenin zamanı geldi geçiyor. İstanbul, Türkiye'nin dünyaya açılan kapısıdır. Eğer göç devam ederse İstanbul başka bir ülkeye taşınacak. Üzerinde durulması, çözüm üretilmesi şart.



Leonardo Da Vinci bir düşünür, bir yazar, bir filozof, bir ressam, bir heykeltraş ne derseniz deyin sanat ile ilgili herşey var. Leonardo Da Vinci, yaratılırken sanat için yaratılmış üstün özelliğe sahiptir. Mübalağaya hiç gerek yok. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi üstadlarından birisi. Halen düşünüyor dünya toplumları, Leonardo Da Vinci şifresini çözmek için. Leonardo Da Vinci aynı zamanda bir bilim adamıdır. Her alanda kendini gösteren üstün varlık, günümüze kadar ismini altın harflerle yazdıran bir efsanedir. 



Bazen sevinçler  ve hüzünler hayata dahildir. Mutlulukları simgeleyen bir tabloda yaşanılan şımarıklıklara ne denmeli?

Hayatın gerçek yüzü ile, tanık olduğunuz realitelere rastlamak mümkündür. Fakat, düşünce ne olursa olsun zamanı taşıyan ve zamanı en iyi şekilde işleyen sanatçılardır.

Günümüzde bu değerler var mıdır?

Geçmişten günümüze eserleri taşınan sanatçılar mümkün ise, günümüzde de önemli değerler vardır. Kimileri ıra yapısıyla, kimileri sanatıyla, kimileri bilgi ve birikimiyle günyüzüne çıkar. Asıl mesele mütevazı ve nezaket, ölçüyü kaçırmayan dik duruştur. 



Anlamak, hissiyatın ne olduğunu bilmek, sezgiselliğin boyutunu tarih boyunca bir başka evrede yaşatmaktır. Anlamak güzel, duşunce eylem, duygu boyutunun ne olduğunu bilmeden davranış sergilemek, hataya sevk eder. Her hata bir tecrübe tekrarlamamak deneyimi, devinimdir. Geçmişi günümüze taşıyan sanatçılarin eserlerini izlemek yaşamak, ne olduğunu anlamak duygu değil, anlamak degil, anlam katmak degil, sezgi gücü en ince çizgi ve detayına iner. Sezginiz güçluyse yaşama birşeyler katmak amacindaysanız ve kendinize güveniniz tam ise sezginizi ortaya koymak, neler düşündüğünüz ve görüşünüzü söylemek sanat için artıdır. 

Günümüz neyden kaybediyor?

Karşısındaki insanın görüşüne saygı duymayan nerede duracağını bilmeyen "Herşeyi ben bilirim" hegemonyasından. 



Bircok sanatçının katıldığı sergide Ahmet Adnan Saygun Merkezi'nde tüm zenginliği yaşamak mümkün. Çünkü, dünyaca tanınan bir güneş etrafinda parildayan yıldızlar vardır. 

Sevinçleri yaşarken hüzünleri de görürsünüz. Mutluluk yaşamın değişmez kuralı, mutsuzluk da yaşanır. Özlemler, hayatın vazgeçilmezi bir saat gibi, yelkovan gibi biri kaçarken diğeri kovalar.

Bir benlik anlayışı kimlik arayışına girildiğinde, hayat bocalamaya baslar ve yaşam rengarenktir. Tüm çiçeklerden koklamak, hayatın bizlere kattığı bir ivmedir. Kim koklamak istemez ki?

Sanatın başladığı yerde start, bitiş noktasında sonsuzluk vardır. Bu sonsuzlukta kokla koklabildiğin kadar. Gez, dolaş, eğlen, hayatı bir eğlenceye dönüştürerek kolaylaştıran devinimde kim yer almak istemez ki?

Sanat, insan kalitesini gösterdiği gibi yaşam kalitesini yükseltir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün güzel bir sözü vardır. " Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir." 



Leonardo Da Vinci "Belirsizliği, tutarsızlığı çelişkiyi, kararsızlığı kucaklamaya istekli ol." der.

Belirsizliği yaşıyoruz. Tutarsızlıkta, günü kurtarmaya çalışan bir paradoks var. Kararsızlık varsa hayata en başından başlıyorsunuz demektir. Çünkü kararsızlık insan hayatını istkrarsızlığa götürür. 

Dokunalım, yaşayalım, paylaşalım. Leonrado için, Leonardo Da Vinci için belirsizliği, tutarsızlığı, çelişkiyi, kararsızlığı ve istkrarsızlığı ortadan kaldıralım. Yaşam işte burada başlıyor.

Ey hayat bekle geliyorum diyebiline !!!!



Gürültü insan hayatının kaldıramadığı yeri tutar. Düşünün bir yerde gürültü var ve gürültüyü duyduktan sonra hızla uzaklaşırsınız. Bir de sürekli gürültü ortamında çalışan gürültüye alışkın kesim vardır. Ya gürültü sinmiş ya da bir çıkar yol bulamayarak gürültü sindirilir. Siz olsanız hangi ortamı ya da hangi havayı yaşamak istersiniz? Bence sağlıklı ortam dinginlik ve huzur verdigi gibi, sağlıklı düşünmeyi sağlar. Sanat kuru kalabalık ortamda kaybolurken dingin ve sakin zamanlarda üretkendir. Çünkü gürültülü ortam insan hayatını kisaltır. Sağlıklı düşündürmediği gibi düşünceyi geriye itekler.

Sanatın en güzel yanı kalabalık zamanlarda bile güneş gibi gülümser, geceleri ise yıldızlar gibi parıldar. Görüş ve minval önemli. Süreci yaşarken zamanı boşa harcamak olmaz. Sanat dinginlik de dolu, gürültü de anlaşılmaz.



Tolstoy'un bir sözu var: İnsan ne ile yaşar?

İnsan herşeyi yaşa/tı/r. İşine geldiği gibi davranır. Işine geldiği gibi devinirim yaratır. 

Sanatın eşsiz yanı nerede olursa olsun, hangi kültürde, hangi düşüncede, fikir ayrılığında bile kucaklar.

 

Hırs, ihtiras insanı zorlar. Mutevazılik varken mübalağanın yeri yoktur.

Hırs mı? Yoksa mutevazilik mi?

Yaşam en değerli kaynağımızdır. Eş değeri olmayan bir yaşam konuşulamayacağı gibi, savunulamaz. Birisi aç yatarken diğeri tok yatarsa yaşam anlamsızlasır. Bunun üzerine sanat/çı/severlerin oluşum gerçekleştirdiği sanat adına birçok etkinlik ve kültür, kültürlerın ortak oluşturduğu organizasyon/lar/dır.   

Bazen insanlar ikilem düsünceyi yaşar. Sanat üstünü yasar. Dalgalanmaz, dalgalandırılır.  Bir bayrak yarışıdır. Dili, dini, ırkı, kültürü olmayan bir mozaiki temsil eder.

Hiç düşündünüz mü ben neredeyim diye?

Ben, uzaylilar ile beraber olmaktan, onlarla beraber saf tutmaktan mutluyum



İnsan hazırlıksiz yakalanır. Hayat nerede yakalarsa orada bırakır.  Yaşanmışliklar degisim gösterir. Farkindalıgi gururuyla ya da onuruyla öder. Sempatikliği kabul etmeyen realite insanı bir kaşik suda boğar. Burada hayata bakış yani benim mutluluğm benimle nasılsa, gerisi önemli değil misalidir.

İcindeki iyilikleri çikarmak sevinctir, hüzündur, mutluluktur. Önemli olan resme iyi bakmak tabloyu dünyasıyla ışıldamaktır. Tabloyu, siyah beyaz görmek birde rengarek desenleyerek süslemek meziyettir. Her yöne bir yolculukta ışığı saçmak, sanatın en büyük farkındalığıdır.



Hayat nerede var biliyor musunuz?

Nefes alındığı müddetçe..

Yaşamın getirisi nefesi eşit yaymaktır. Bunu kaldiramayan doğa, dengesizliği insan/a yaşa/tı/r. Dün neredeydim, bugün neyi yaşıyorum bir düşünmek lazım. Trafikte ralli yapan bir sürücüyü düşünün. Zig zag çizerek yolu alabora ederek otolar arasında makas atması kural tanimaz dengesizliktir. Bugün yagmur yağmiyorsa, ağaçlar meyva vermiyorsa, toprak verimli değilse doğaya samimi olmadığımız içindir. Peki şimdi kendimize ne kadar sammi, karsımızdakine ne kadar samimiyiz? Eskiden tokalaşırken bugün yumrukları tokusturuyoruz. Birbirimize sarilirken şimdi dirseklerimizi degdiriyoruz birbirine. Eskiden opüsuyorduk, şimdi uzaktan muck muck yapiyoruz. Şimdi samimi duygular, samimi düşünceler nerede kaldı?



Söz ağızdan çıktı mı yerine getirilmesi şarttır. Günümüz en sağlam ıra, sözü yerine getirendir. Yerine getiremeyeceğın sözü ya vermeyeceksiniz ya da umut tacirliğine kalkışmayacaksınız. Dünyayı cepeçevre saran hava tabakasını saran söz verip, sözünü yerine getirmeyen kişilerle atmosferlenmiş. Z kuşağı son dönemin en  görkemli zamanını çok şık bir şekilde cevirerek söz öyle degil de böyle verilir türden entrikaların üzerine yürüyor.

Osmanlı döneminde silah, at, avrat kavramı vardı. Bunun öncesi vaat, yerine getirilmesi gereken 'söz'dür. Ha sözünü yerine getirmediniz ha yalan söylediniz ya da yıkılan gurur, onur ve umuda yolculuğun yolunu kestiniz. Yapmak zorunda degilsiniz. Bu zorunluluğu da üzerinizde hissetmeyin lütfen. Hissettiğinizde de yerine getirmeniz kendinize…Yerine getirmediğinizde de oplum tarafından dışlanır. Söz kelam, çözümü de  sözü verende.



Geçmişi günümüze taşıyan anlam ve önemi büyük olan sergide emeği geçen tüm sanatçılara teşekkür ederim. Gittiler müzeye, Leonardo Da Vinci'nin evini, bahçesini gördüler. Ve bizlere yansıttlar. 
Hakkınız ödenmez. Emek, zamandır. Zamanı geriye döndürmek mümkün mü?

Leonardo Da Vinci yarım milenyum üzerinden geçmiş, halen konuşuluyorsa, her dalda kendini göstermiş olağanüstü bir yetenek olduğu içindir.

Bizlere düşen, saygı duymaktan başka çaremiz yok. 

30 Temmuz'a kadar Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde açık olan sergiyi izlemeniz çok şeyler katacaktır. Muhakkak gidin ve dolaşın, gezin ve eğlenin. Sanatın en keskin ve belirgin özelliğini "Leonardo Da Vinci'ye Saygı" sergisinde göreceksiniz.





YORUMLAR

  • 0 Yorum