BİLİM İNSANLARI ZAMAN KAVRAMINI DONDURDU MU?
Yakup Uykutalp

Yakup Uykutalp

YAKUP UYKUTALP
  • Youtube

BİLİM İNSANLARI ZAMAN KAVRAMINI DONDURDU MU?

16 Ocak 2020 - 17:20

Hayatın nerede dur, nerede git ve nasıl geliştiğine ayak uyduramayan bir çağa girdik. Birçok şeyi gördük, birçok şeyi yaşadık ve birçok şeyin üzerinden geçen insanoğluna tanık olduk. Yaşadıkça da görmeye devam edeceğiz.

 

Tartışılacak o kadar çok konu var ki çağı, zamanı ve sanatı gölgeliyor. Ama kimin ne düşündüğü önemli, önemli olmayan çağın gerisinde mi kaldı? Tarih, Cografya, Matematik ve Edebiyatı geçeceğim. Her alanda bilgili olduğumuz kesin. Kime sorsanız herkes kalktığı, oturduğu, yürüdüğü ve gezip dolaştığı yeri biliyor. Nasıl olsa her şey bilindiği gibi, bilinmeyen haneye tekli ya da ikili sayıları yazmak mantıksız. Konu, demagoji yapmak değil esas açıdan düşünmek asıl olan. Ha bire dünya döndükçe etrafında evrileşen insanoğlu var. Dünyayı avucuna alacak güçte sanıyor. Ya da kanat takıp uçacak gibi görünen ama yerinde duran, durduğu yeri benimsemeyen 21. y.y. insanı biçilmiş düşünce için tam bir kaftan. Ülke toplumları siyasette, eğitimde, iş hayatında, doğa ve hayvanlar üzerinden sürekli paradoksu yaşadığı gibi evrileşiyor. Bunun örnekleri çoğu kez yaşanıldı. Ama kabul etmeyen tek gerçek düşünen varlık eksik insandır. Bir deli kuyuya ip atıyor. Ötekileştirmeyi yaşayan toplumlarda kuyudan ipi çekerek çıkarmaya çalışıyor. Peki gelinen nokta ne? İnsan, düşündükçe işin içinden çıkılmaz hal aldığı doğrudur. Aslında en büyük problem, zamandır. Herşeyi düşündük, herşeyi çözdük ve hiç yaşamamışız gibi geçmişi geleceğe taşıdık. Akabinde zaman kavramı üzerinde çalıştık. Ama, üzerinde çalışılan çözülemeyen konuyu çözdük. Şimdi, 40 yaşında bir insanı düşünelim. Hadi bakalım çağın problemi 20'li yaşları geri getirebilmek mümkün müdür? Bunun üzerinde çalışmalar devam ederken işte gençleşme operasyonları yüz gerdirme, burun, kaş ve güzellik operasyonları devam ediyor. Neymiş efendim işte gençleştiriyoruz. İşin neresinden bakılacağı muamma. Ya konu hakkında gerçek manada evrildik ya da 20'li, 30'lu yaşları tekrar yaşamak için güzelleşmek uğruna kandırıldık. Neredeyiz, kiminleyiz, neyi yaşıyoruz? Bence, gökyüzünde yıldızları sayarken gelecekteki tehdidi de yaşayacağı  malum insanoğlunun. Şimdi dünya üzerinde doğa kanunları mı değişti ne? Yeryüzünün kaçta kaçı su ile dolu ve karadaki insan sayısı yüzölçümüne eş değer midir? Gerçekten de insanoğlunun duracağı nokta sınır tanımayan sonsuzluktur. Acaba nereden başlasak? Bir güzellik merkezi mi yoksa yeryüzündeki metreküp sayısına orantılı insan sayısına mı odaklanalım? Yapılacak hadise, kimine göre oturduğu yeri biliyor, kimine göre herkes herşeyi biliyor. Kimine göre de sürekli kimlik arayışındaki insanoğlu mutluluğu yaşarken, mutsuzluğu yaşıyor. Sosyal medyada çağın vebası mutlu gibi gözüken mutsuz insan fotolarıyla dolu. Bunları bir tarafa bırakalım da doğayı nereye koyduk? Soyu bitmek üzere canlılar için düşünülen bir hayat arayışına başlanıldı mı? Daha önceden durulan konuların üzerinde fazla durulmadığı kesin. O zaman doğa, insan, ateş ve su birbirini iyi tamamlıyor. Nereden geldik nereye doğru gidiyoruz? 

Bilim insanları konuyu araştırırken, konuyu bilim insanı üzerine yorumlamak kimseye düşmeyeceği gibi, maalesef yaşanılan gündem safsatası başka bir anlayış şekli olamaz. Bugün bilim insanları en büyük paradoksu yaşıyor. Konuyu din algısı olarak nitelemeyelim. İnançsız ya da ateistlik söz konusu olabilir. Artık inançlar çizgisel boyuta vardı. Fakat evrim teorisinde herşeye saygı duyulan bir çizgi vardır. "Ne kadar okursan oku bilgiye uygun davranılmadığı sürece cahilsin" der. Halbuki bilgi ve kültür bilim adamlarının, en üstün seviyede el üstünde tuttuğu konudur. Halbuki durum, kontrolsüz güç güç değildir çağrışımını en iyi açıklayan evrimdir. Sebep-sonuç ilişkisinden ziyade nedensellik nüvesi sonsuz bilgiye sahip olduğuna inandığı güçtür. Kontrol edilemeyen bilgi ne yapılabilir ki? Toplumun çıkardığı ders, çok bilmek değil bilgiyi taşımayı bilmek, bilgeliktir. Zaman kavramı üzerine çalışmak da fayda var derim. Haşa haşa Allah affetsin, bu ölüyü diriltmek gibi birşey.

Sevgiyle kalın.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum