ARA GÜLER SERGİSİ
Yakup Uykutalp

Yakup Uykutalp

YAKUP UYKUTALP
  • Youtube

ARA GÜLER SERGİSİ

17 Temmuz 2020 - 01:23


"Ara Güler Sergisi" Arkas Sanat Merkezi'nde 26. 07. 2020 tarihine kadar açık olacaktır. Mart ayında Dünya'yı saran salgın koronavirüs dalgasından dolayı sergi salonu kapatılarak tekrar izleyicilere açıldı.


Dünyaca tanınan ve ülkemizdeki ünlüleri fotoğraflayan sanatçı Ara Güler'in sergisini gezerken nostaljiyi yaşadım. Çocukluğumu hatırladım. Siyah beyaz kadrajın hayata renkli bakışını özlemişim desem yeridir. Keşke dönebilsem...Siyah beyaz fimler, çizgi romanlar ve fotolar beni alıp başka bir diyarı gezdiriyor. İnanır mısınız !!! Üzerimden bir asır geçmiş gibi, 20. y.y.'dan 21. y.y.'a hoşgeldin demek geçiyor içimden.


En şikayetçi olduğum, sıkıcı bulduğum sesli rehberdir. Bu hadiseyi son iki Arkas Sanatta izleyiciye açılan sergide yaşadım.  Sesli rehber pek, hoşuma gitmeyen nedenlerden. Oysaki rehber dediniz mi 5 dil bilmeli. İnsanların ne istediğini, ne sorabilirse yanıt verebilmesi önemli. Maalesef sesli rehber, her iki sergide Arkas'ta yaşadığım en büyük hayal kırıklığıdır. Daha önceden bilgi ve deneyimiyle ışık saçan sevgili Eli Filidis, Arkas'ın sanat rehberliğini yapıyordu. Sanat adına soracağım bir soruda sesli rehberin yanıt vermesi pek samimi gelmiyor. Samimiyet dediniz mi? canlı olmalı ve sesin derinliğini bilgi donatısıyla hissettirmeli. Bunu daha önceki sergilerde birebir yaşatan sevgili Eli Filidis'e teşekkür ederim.



Gözler kalbin aynasıdır. Gözler konuşur, tebessüm eder ve içtenliği olduğu gibi ruhuna işler. Sanatçı Ara Güler, her fotoğrafında içtenliğini sergileyerek değişimi iyi aktarmıştır. İzmir'in birçok tarihi yerlerini fotoğrafladı. 1950, 60, 70 ve 80'li yılların İzmir'ini günümüze taşıdı. Şimdi dönüp baktığınızda, İzmir'in eski halinden fotoğraflardan bir eser kalmadığı ortada. Efes, Bergama, Agora en güzel örnekleri desem yeridir.

Zamanı dondurmak istiyorsanız alın elinize bir fotoğraf makinesini, geleceği geçmişte kendi kadrajınızla yaşayabilirsiniz. Bunun için geç kalmadınız. Bugünden başlayarak fotoğraf sanatçılığına soyunabilirsiniz. Aslında bana soracak olursanız iyi bir gözlemci olduğum gibi, iyi fotoğraf da çekerim. Yaklaşık beş yıldır fotoğraf çekiyorum. Fotoğrafçılık hobisi beni başka bir kimliğe sürüklüyor. Doğruya doğru, büyük keyif aldığım gibi, mutlu da oluyorum. İşte sanatın en güzel yanı, sevdiğiniz bir dalı geliştirip, uğraşı haline getirmektir. Düşüncemi paylaşmayı severim:: "Bir insanın mesleği varsa, uğraşacak bir hobisi de olmalı." Benim şuna inancım tam: Bir insan kendisini keşfetmeli. Artık günümüz bir mesleği kaldırmıyor. Bir mesleğin yanı sıra bir uğraşısı olması şart oldu. Ekonomi sert esiyor. İnsanlar sömürüldükçe yoksullaşıyor. Çağ, her yıl  yeni bir güne değişimle başlıyor. 



İnsanlar karamsar ve kötümser olmak zorunda değil. İşte bu, teşvik eden nedenlerden kaynaklanır. Hayatım boyunca bildiklerimi paylaşmayı severim. Yardımlaşmayı da hiçbir zaman esirgemem. O yüzden hümanist biri olduğumu söylerler. Önceleri hümanistliği kabul etmedim. Tabii, hümanistlik üzerinde durduğum konu değil. İnsan bazen yaşamı boyunca çaresiz duygulara boyun eğdiğinde, çareyi başka bir yerde aramakla yaşıyor. Bir sokakta, bir cadde de, kuytu bir köşebaşı ya da başka bir metod ile yön çiziyor. Eğer düşünüyorsanız çok değer verdiğinizi ya da çok değerli olduğunuzu, düşündüğünüz anlara tanıklık etmiş olabilir/sin/iz öyle değil mi? Severken sevilmeyen bir duygunun, düşüncenin nerede kaldığını anlamaya çalışırız. Ya çok değer verdiğimizden kaybetmişiz ya da değersiz duygusuna mahkum edilmişiz.  Hayatımda birçok insana şans vermişimdir ama ikinci bir şansı kendimle yüzleşerek red etmişimdir. Sevgi yoksa saygı duygusunu sindiremeyenlerin nasıl davranacağını bilemeyiz. Nerede ve nasıl durmasını bilmek erdemliktir. 
Durduğu nokta, bittiği yer suyun gölgelediği izdüşümdür. Matematiği geçelim. Herşey bir yansımadır. Kendinizde neyi görüyorsanız onu yansıtıyorsunuz.



Ara Güler, "Mesela biraz evvel gösterdiğin bu sokak, şimdi bakıyorsun aynı kompozisyon değil. Dünyamızı boyayan sihir tabiatın, kozmosun kendisidir, oraya ışığı serper güzel olur, o ışığı toplar götürür, karanlık yapar başka şey olur. Yani sihirli boya her zaman var olacaktır. Bu ışıktır; zaten her şey ışıkla başlar.” 



Bazen kişi/lerin saçmalığı sanata ayna gibi yansır. Düşünün, düşüncenin altında yatan nedenleri. Bunu nasıl düşündüğü değil, karşı tarafın nasıl algıladığı ile ilgilidir. Bir ressamı düşünün eline almış fırçayı gelişigüzel boyuyor. Bu bir bakış minvalidir. Sanatçı dünyasını gelişigüzel fırçalayarak yansıtır. Yaşamın içinde saçmalık varsa, yaşam bu saçmalıkları kaldırıyorsa, yapılan saçmalıkları düşünen eksik varlık ön görüyorsa ya bir çıkarı ya da bir menfaati vardır. O yüzden bu tabloyu tüm samimi duygu ve düşüncesiyle anlatan, bu tabloyu karalayan ve bu tabloyu perspektifleştirerek yansıtan sanatçıdır. Duygu vardır, düşünce vardır, gizem vardır. Herşeyden önce samimiyetin ne olduğunu değişik bakış açısıyla yansıtır. 


Üniversite bir yaşam tarzıdır. Nerede yaşarsak yaşayalım ülkenin neresinde olursak olalım ister bakkal, ister ayakkabı boyacısı, ister kaportacı olalım. Eğer ki yaşam kalitesini artırmak ya da yüseltmek istiyorsa bir toplum, önce eğitimle başlamalı. Çünkü eğitim insanın hayatına yön verdiği gibi, yaşam kalitesini de yükseltir. Adımlarımız çok önemli. Avantajları göz önüne alındığında, bir bakarsınız ki herşeye set çekmiş eğitimin önemi daha iyi algılanmaya başlar. Gelecekteki yaşanmışlıklara önlem almak mümkün mü? Ama hayatın gerçekçi tarafını görmek mümkün. Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözü var: "En büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır."


 
Küreselleşme ne ise, kutuplaşmada aynıdır. Kutuplaştırmak ele alınabilir. Zıtlaşmak olabilir, Biri kabul ederken diğeri başka bir bakış açısıyla red eder. Yaşanılan prosesin içinden çıkmak mümkün mü? Önce beyinleri temizlemek gerekiyor. Çünkü en büyük engel, düşüncelerdeki engellerdir. İşte hayat bir insanın kendisiyle başlıyor. Sorgulamalı, yargılamalı ve içe dönük benliği empati yaparak karşısındaki kişiyi anlamaktır. Önce insan, insan sıfatının ne olduğunu bilmelidir. Sanat burada başlar: Nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun insanoğlu? der. 


 
Gizemin kalmadığı herşeyin konuşulduğu bir çağı yaşıyoruz. Rahatsız bir ortamın rahat bir ortamı yaşaması mümkün mü? Mümkünatı olabilir mi? Olamaz, yoktur. Yaşamın ne olacağı, nasıl geleceği ve nasıl geçeceği önemli. Ama geleceğe neler bırakacağız asıl mesele bu. 
 
Egoda tavan yapıldı. Tahammülsüzlük had safha da. Hergün kendine yenilen bir benlik var. Dünya bir salgın karşısında yekvücud olma mücadelesi veriyor. Ama içi içini yiyen bir yegane çıkmazlık var. Bence yolda gördüğünüz ağaçlara sarılın, sokak hayvanlarıyla konuşun, sabah güneş doğdu diye dua edin, gece aya el sallayın, kuşlara ulaşmak için kanat takın besleyin. İnsanlar zor durumda sessiz sakin köşe başında umut bekliyor, umutlarını söndürmeyin. Sanat bu konuda dünya toplumlarını ciddiyete davet ediyor. Size davetiye gelmedi mi? Bir düşünün. Nerede hata yapıldı ve nereden dönersek kardır? 


 
Hep aynı şeyleri hep aynı konuları yaşamaktan kendimi kandırılmış, kullanılmış, aldatılmış hissediyorum diyorsanız en yakın bir sanat merkezine gidin ve dolaşın. Dünyanın merkezinin nerede döndüğünü daha iyi görüp, daha iyi yaşayacaksınız. Duyan kulak, gören gözler dokuyan el, dokunan ten hepsi sanatın içinde bir dünyadır. İşitsel, dokunsal, görsel olmak yetmez. Farkındalık sanatta bir gizdir. Sanat geliştirir, sorgular ve düşündürdüğü gibi, yaşamı kolaylaştırır.


Önemli olan nerede ve neyi hissettğinizdir. 

Muhakkak gezilmesi ve görülmesi gereken bir sergidir. Yarım asır öncesini günümüze aktaran sanatçı Ara Güler'i tebrik ediyorum. 



































Sevgilerimle.


 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Yakup Uykutalp
    1 ay önce
    Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum Şerife hn. Sevgi ve saygılarımla.
  • Şerife Türker
    2 ay önce
    Yakup bey güzel samimi ve herkesimin anlayabimeceğı anlatımınız için sizi tebrik ediyor basarilar diliyorum..