KUANTUM YAŞAM -2
Sungur Pamir

Sungur Pamir

KUANTUM YAŞAM -2

20 Kasım 2019 - 10:59

Günün sözü: "Başarının anahtarı, yapacağın bir şeyi doğru yapmasını öğrenmek ve sonra onu her zaman doğru yapmaktır"

SORU: "Sıfır nokta" enerjisinin ne anlama geldiğini açıklayabilir misiniz? Sonra, dünya belirli bir grup tarafından, enerji üretim/dağıtım paradigması ile bunu sürdürmekte ekonomik çıkarları olan bir grup tarafından yönetilmiyor mu? Ve paradigma kaymasının her anında, bu kaymanın tehdidi altında kalan
bir grup yok mu? Bu insanlara yönelik bir tehdit yok mu? Ve bu insanlar, tıpkı Kopernik modelinin ortaya atılıp kaybolmasında olduğu gibi, bunu tarih boyunca önlemeye çalışmadılar mı?

M.K. -Paradigma kaymaları harika şeyler. Onlar muhteşemdir. Biz onları tarih kitaplarımızda inceliyoruz. Fakat paradigma kaymaları aynı zamanda çok tehlikelidir, çünkü Paradigma kaymasını ortaya atanlardan bazıları linç edilir.Eski paradigmayı koruyan bir elit grup var ve bunlar yeni paradigmanın belirmesiyle tehdit altında kalırlar. Mesela Kopernik’e bakalım. Neden Kopernik en büyük eserini ölüm döşeğinde bir ihtiyarken yazdı? Çünkü o bir aptal değildi. Büyük İtalyan felsefeci Giardona Bruno’ya bakın. Bruno, Güneş’in bir yıldız olduğunu söyledi. Şimdi Katolik kilisesi Güneş’in bir yıldız olduğunun söylenmesiyle neden kendini tehdit altında hissetsin? Çünkü Güneş bir yıldızsa, yıldızlar da güneşlerdir. Ve yıldızlar güneşlerse, gezegenlere sahip olabilirler ve gezegenleri varsa, buralarda yaşam mevcut olabilir. Ve bu diğer gezegenlerde ve milyonlarcasında hayat varsa acaba onların da bakire Meryem’i var mı? İsa Peygamberi var mı? Kutsal ayinleri var mı? Azizleri var mı? Orada Katolik Kilisesi var mı? Orada kurtuluş var mı? Orada dünyasal zevkler var mı? Bu sonsuza dek böyle gider demektir. Bu nedenle, Bruno’yu bir tehdit olarak gören Katolik Kilisesi, dış uzaydaki milyonlarca bakire Meryem ve İsa Peygamberle uğraşmak varken, onu Roma
caddelerinde diri diri yaktı. Evet anlıyoruz ki paradigma kaymaları zorlu şeyler. Bununla birlikte, Einstein bunlardan bir kaç tane ortaya attı. Ve şimdi anlamak zorundayız ki evet eski paradigmalar kayarken bazı kişileri tehdit edebilir. Mesela, enerjiye göz atalım. Büyük matematikçi ve dahi fizikçi Nicola Tesla, oldukça acayip fikirlere sahipti. Mesela bu fikirlerden biri alternatif akımdı. Edison alternatif akımdan hiç hoşlanmamıştı ve Nicola Tesla’nın bu yeni paradigması tarafından tehdit ediliyordu. Edison alternatif akımın zararlı olduğunu iddia eden reklâmlar verdi; “Onları elektrikli sandalyede kullanıyoruz, insanları öldürüyorlar”.Pekâlâ, hiç kimse artık doğru akımı evinde kullanmıyor. Hepimiz alternatif akım kullanıyoruz. Fakat Edison doğal olarak Tesla tarafından tehdit ediliyordu. Tesla çok ilginç bir adamdı: Sıfır-nokta enerjisi denen bir kavram geliştirmişti. Hiçbir şeyin olmadığı vakum dahi bir miktar enerji içerir. Tesla belki de bu enerjinin bir kullanım olasılığının petrol şirketlerini tehdit edeceğini düşünmüştü. Pekâlâ, biz fizikçiler
bugün sıfır-nokta enerjisi denilen şeyi bulduk. Oldukça küçük bir enerjidir. Buna Casimir etkisi de denmektedir. Bu etki laboratuar ortamında ölçüldü ve ister inanın ister inanmayın, eğer o noktada yeterince enerji yoğunlaştırabilirseniz, Casimir etkisi zaman makinelerinin yapımında faydalı olabilir. Bununla birlikte, bunu yapmak çok zordur. Bunu yapabilmek için, yani bu tip bir Casimir etkisini kontrol edebilmek için en
azından fantastik ve galaktik güçlere sahip Tip–2 veya Tip–3 uygarlık olmalıyız. Fakat işin cilvesi şu ki karanlık enerjiyi bulduğumuzu düşünüyoruz. Karanlık enerjinin, hiçliğin enerjisinin, galaksilerin birbirinden uzaklaşmasını sağlayan enerji olduğu düşünülüyor. Öyle görünüyor ki Einstein’ın denkleminde bir boşluk, bir eksiklik var. Yani hiçlik bile bir enerjiye sahip olabiliyor; hiçliğin enerjisi ve bu enerji bize göre,
galaksilerin birbirinden uzaklaşmasına neden oluyor. En güncel kozmolojik veriler enflasyon modelini, yani genleşme modelini destekliyor ve bu genleşme modeli de bünyesinde karanlık madde denen şeyin açıklanabilmesini yani hiçlik enerjisini barındırıyor yani galaksileri birbirinden uzaklaştıran enerjiyi. Bu bekli de evrenin ivmelenmesi demektir, öyleyse evrenin büzüşmediği, basit bir şekilde gelişmediği, ama aslında evrenin anti-çekim nedeniyle yani hiçlik enerjisinin zıt-çekimi nedeniyle ivmelendiğini ima ediyordur. Bu nedenle Tesla bir anlamda peygamber gibidir. O hiçlik enerjisini bize bildirdi. Ve insanlar ona güldüler. Hala sıfır-nokta enerjisinden yararlanıp yararlanamayacağımızı bilmiyoruz, fakat işin cilvesi şu ki Tesla son gülen olmuştur; hiçlik enerjisi bekli de evrenin genleşmesini sağlamaktadır. Şimdi diğer bir paradigma kayması hakkında konuşayım. İnsanlar enerjiden bahseder. Çok miktarda enerjiye ihtiyacımız var. Nükleer enerjiye ihtiyacımız var. Daha fazla karbona dayalı enerjiye ihtiyacımız var. Daha çok fosil yakıta ihtiyacımız var ve bu eski paradigmalar, doğal olarak, petrol şirketleri tarafından yürütülüyor ve bekli de bu şirketler yeni bir paradigma–sakınım paradigması- tarafından tehdit altındalar. Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve enerjinin yenilenebilir türleri, ne nükleer enerjiye ne de karbona bağımlıdır. Rakamlar çok net. Güneş enerjisi
neredeyse kömür ve petrol enerjisini yakalamak üzere ve hepimizin bildiği gibi, kömür ve petrol kullanımı sera etkisine yol açıyor.

İnanıyorum ki şu anda Dünya’mız Tip–1 denilen bir uygarlığa doğru faz geçişi yapıyor. Gezegenin gerçek gücünden istifade eden bir uygarlık, iklimi belki de kontrol edebilen bir uygarlık. Nihayetinde bizler Tip–2 uygarlığa ulaşabiliriz. Tip–2 uygarlık bir yıldızın gücünü kontrol edebilen ve güneş patlamalarını ve ölen yıldızları ateşleyip enerji kaynağı olarak kullanabilen bir uygarlıktır. En nihayetinde de Tip–3 uygarlığa
ulaşabiliriz; galaktik bir uygarlık. Öyle ki gökadanın merkezindeki bir kara deliğin gücünü kullanabilen bir uygarlık. Fakat en tehlikeli faz geçişi, yani en tehlikeli paradigma kayması, paradigma kaymalarının en tehlikelisi Tip–0 uygarlıktan Tip–1 uygarlığa geçiştir.


                          https://www.gazete4.com/biyografi/sungur-pamir/

YORUMLAR

  • 0 Yorum