İSMET İNÖNÜ-2
Sungur Pamir

Sungur Pamir

İSMET İNÖNÜ-2

06 Şubat 2020 - 18:20


—4 Mayıs 1921’de TBMM tarafından Batı Cephesi Komutanlığına atanır. Ancak 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde aldığı mağlubiyet üzerine Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledilir ve yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başbakan ve Millî Savunma Bakanı da olan Fevzi Paşa atanır.

—Daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi sırasında TBMM tarafından Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlığa getirilmesi üzerine onun maiyetinde Mirliva (Tuğ General) rütbesi ile Batı Cephesi Komutanlığı görevine tekrar atanır.

—30 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruzdan sonra, başarılarından dolayı Ferik (Tüm General) rütbesine terfi eder.

—9 Eylül 1922’de İzmir'in geri alınmasından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından Mudanya ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere görevlendirilir.

—3 Ekim - 11 Ekim 1922 tarihleri arasında yapılan Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde Türk tarafını temsil ederek, Milli Mücadele'nin sonunu belirler.

—26 Ekim 1922’de TBMM tarafından Hariciye Vekili seçilir.
—24 Temmuz 1923’te sona eren Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yapar; Sevr ve Mondros Antlaşmalarını geçersiz kılan ve genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan Lozan Antlaşmasını imzalar:
Şurası unutulmamalıdır ki Lozan Müzakerelerinde pazarlıklar kelime kelime, cümle cümle ve çekişe çekişe devam etmiştir. Karşılıklı menfaatlerde inatlar çatışınca ya İngiliz murahhasından ya da Fransız murahhasından, İsmet Paşaya aynı teklif gelmiştir; "Bu maddeyi hususi görüşelim"! İsmet Paşanın dirayeti ve tavizsiz direnci sayesinde tazminat istekleri de, toprak meselesi de, kapitülasyonlar sorunu da Avrupalı emperyalistlerin kursağında kalmıştır. İsteklerini kabul etmeyerek İsmet Paşa resti çekip Ankara'ya dönerek, toplantıya 1 yıl kadar ara verilmiştir. Direnci kırılan Avrupalı emperyalistler toplantının ikinci kısmında öne sürdükleri isteklerinde direnmemişler ve Ege Adaları ile Musul ve Hatay'ın durumu ilerde ikili görüşmelerle halledilmek üzere ertelenmiş, Yunanlılardan 4 milyar Franklık tazminat isteğimiz, savaş sonrası düştükleri ekonomik girdaptan kurtulmaları çok ümitsiz olduğu için bunun yerine Yunanistan ile sınır kabul edilen Meriç Nehri orta hattına göre Yunan topraklarında kalan Karaağaç bize verilerek tazmin olunmuştur. 80 maddelik antlaşmanın karşılıklı imzalanmasına gelindiğinde toplantının umumi kâtibi yerinden kalkıp, İsmet Paşayı aşikâr bir saygı ile selamlayarak

"—Evvela zatı devletiniz imza edeceksiniz" der ki bu, yedi devletin (o zamanki deyişle Yedi Düvelin) Türkiye Baş Murahhasına verdiği bir şeref üstünlüğüdür.
İsmet Paşa, bütün gözleri arkasından sürükleyerek masanın ortasına gelir ve cebinden çıkardığı altın kalemle, Baş Murahhas Mösyö Massigli'nin önüne koyduğu mukaveleyi imzalar.
Bu altın kalemi İsmet Paşaya, Gazi Mustafa Kemal Paşa özellikle Lozan Antlaşmasını imzalanması için göndermiştir.
 
—Ve 23 Ağustos 1923’te Lozan Antlaşması'nın TBMM tarafından kabul edilmesi, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisidir.

Cumhuriyet ve Başbakanlık yılları

—29 Ekim 1923'te Mustafa Kemal ile yakın siyasal işbirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti, Millet Meclisinde kabul edilerek ilan edilir.

—30 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hükümetini kurar ve aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan Cumhuriyet Halk Partisi) gene Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hükümetinin başkan vekilliğini üstlenir.

—İlk başbakanlık döneminde Cumhuriyetin ilk devrimleri gerçekleştirildi: Öğretimin birleştirilmesi, Halifeliğin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulması.

—8 Kasım 1924'te Muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e aşırı muhalefetini hükümet üzerinden yürütmesi üzerine Cumhurbaşkanının isteğiyle başbakanlıktan istifa eder, yeni hükümeti Fethi Bey kurar, ama 115 gün sonra doğudaki Şeyh Said İsyanına müdahalede geç kalınca istifa eder.

—3Mart 1925 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilir. Şeyh Said isyanının bastırılmasında Başbakan olarak önemli rol oynamıştır.

—6 Mart 1925'te Takrir-i Sükun Kanunu'nu yürürlüğe sokarak İstiklal Mahkemelerini tekrar kurar. Bu kanuna dayanarak tüm muhalefet partilerini ve muhalif gazeteleri kapattırır.

—1926 yılında Orgeneral rütbesine terfi eder.

—1927 yılında kendi isteğiyle askerlikten emekli olur. Artık, yeni devletin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal kişiliktir.

—1932’de Sovyetler Birliği ile diplomatik yakınlaşmak amacıyla Moskova'ya gider ve 25 Nisan, 10 Mayıs 1932 tarihleri arasında birtakım görüşmeler yapar. İnönü Moskova'ya gitme amacını şöyle yorumlar:

Rusya’dan komünist değil, fakat daha şuurlu olarak geliyorum. Türkiye’nin iktisat ve inşa planını yapmak, inkılap fırkasını komünist ve faşist, yani eski nizamdan yeni nizama geçen memleketlerin fırkalarından örnek alarak kurmak, bürokrasi yerine ihtilalci metotlar almak, hiç durmaksızın büyük yığınların terbiyesine geçmek.”  (İsmet İnönü, 1932)

—1934 yılında Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine İnönü soyadı verilir. 
—1925 yılından 1937 yılına kadar başbakanlık görevini aralıksız sürdürür. Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelerde; devrimlerin duyurulmasında ve uygulanmasında, iktisat politikasında Devletçilik ilkesinin kabulünde ve uygulanmasında, yeni devletin temellerinin kurulmasında ve sağlamlaştırılmasında çok önemli rolü olmuştur.
—1936 yılında faşizmi incelemek üzere İtalya'ya gönderilen CHP Genel Sekreteri Recep Peker'in dönüşünde yazdığı ve TBMM üzerinde bir "Faşist Konsey" kurulmasını öngören raporu onaylayıp imzalaması üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk "Başvekil hazretleri anlaşılan yorgunluktan, önüne gelen raporları okumadan imzalıyor!" dedi ve kararı reddetti. Dersim İsyanı'nın bastırılması sırasında da düşünce ayrılıkları çıkınca Eylül 1937 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından başbakanlık ve CHP Genel Başkan Vekilliği görevlerinden alındı ve yerine Celal Bayar atandı. Bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatya milletvekili olarak görev yaptı.
Cumhurbaşkanlığı ve çok partili dönem

—10 Kasım 1938 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü üzerine, 11 Kasım 1938 tarihinde olağanüstü toplanan TBMM tarafından oy birliğiyle cumhurbaşkanlığına seçildi.

—Cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra başlayan 2. Dünya Savaşı döneminde, ülkeyi savaştan uzak tutmayı başardı.

—Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar nedeniyle Varlık Vergisi uygulaması hayata geçirildi.

—Hasan Ali Yücel'in öncülüğünde Köy Enstitüleri kuruldu. Bu enstitüler yıllar sonra kapatılana kadar 20.000 öğrenci köy öğretmeni olarak eğitildi.
—Müziğe özel yeteneği olan küçük yaştaki çocukların bu konuda iyi bir eğitim almasını sağlamak için çıkardığı Harika Çocukar Yasası ile İdil Biret ve Suna Kan gibi sanatçıların yetişmesinde önemli rolü olmuştur.
—II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin'in Türkiye'den Kars, Ardahan ve Sarıkamış'ı istemesi, Türkiye'yi, savaşın diğer galipleri ABD ve Birleşik Krallık ile daha yakın ilişkilere mecbur etti.

—Çok partili dönemin hazırlıkları başladı ve 1945 yılında Millî Kalkınma Partisi, 1946 yılında Demokrat Parti  (DP) kuruldu ve çetin bir seçim yarışına yeşil ışık yakmış oldu.                                                                                                                             (Devam Edecek)  
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum