İSMET İNÖNÜ–1
Sungur Pamir

Sungur Pamir

İSMET İNÖNÜ–1

28 Ocak 2020 - 19:54

-24 EYLÜL 1884'te İZMİR'de DOĞDU. İzmir Nüfus Müdürlüğü kütüğüne düşüldüğü haliyle
İsmi: Mustafa İsmet Bey
Babası: Aslen Bitlisli olup Malatya'ya yerleşen Kürümoğullarından Reşit Bey
Annesi: 1870'li yıllarda İstanbul'a göç eden Razgrad (Bulgaristan) ulemâsından        Müderris Hasan Efendinin kızı Cevriye Hanım.
 
40 günlükken babası Reşit Bey Foça'ya Mukâvelât muharriri (Yazılı sözleşmeler kâtibi)  ve Baş müstantik  (Sorgu baş hâkimi) olarak tayin edilir.
Ardından Boldan'a, 4 yıl sonra tekrar İzmir'e, 2 yıl sonra Sivas'a.

—1892’de, 8 yaşında Sivas Askeri Rüştiyesinde (Ortaokulunda), 32 apolet numarasıyla "İsmet Efendi Ali Baba" ismiyle askerlik eğitimine ve hayatına atılır.

—1897’de, 13 yaşında Mühendishane-i Berrî-i Hümayunun (Sarayın Kara Mühendislik Okulu) Halıcıoğlu Topçu İdadisine (Lisesine) "İsmet Efendi Aksaray" adıyla girer ve üç sene sonra okulu birincilikle bitirir.

—14 Ocak 1900'de, 16 yaşında Topçu Harbiye Okuluna başlar.
-1 Eylül 1903'te, Okul kütüğünde "Reşit oğlu İsmet İzmir, 319–1 sahra" künyesi ve okul birincisi olarak göğsünde Altın Maarif Madalyası ve belinde kılıcı ile Mülâzım-ı sânî" (Topçu Teğmen) rütbesiyle mezun olur.
-Mülâzım-ı sânî İsmet Efendi artık Erkân-ı Harbiye (Kurmay) mektebi birinci sınıfının gözde öğrencisidir.
(Tarihin cilvesine bakın ki gene aynı çatı altında, üçüncü sınıf öğrencisi olan ve çok ileri bir tarihte Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinin "Atatürk" soyadını lâyık göreceği Mustafa Kemal ile tanışır. "İnönü" soyadını da ona Soyadı Kanunu vesilesiyle Mustafa Kemal Atatürk, Eskişehir-İnönü'de Yunan ordusunu iki defa durdurup, püskürttüğü için verir)

—26 Eylül 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebini birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun 8. Topçu Alayında 3. Batarya Bölük komutanı olarak kurmay stajını yapar.   

—1908 yılında 2. Süvari Fırkası kurmayı olarak gerici dindarların 31 Mart İsyanı'nda Hareket Ordusu karargâhında görev alır.

—1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirilir,

—1911’de Yemen Kuvayı Mürettebe Komutanlığı kurmayı,

—1912’nin 26 Nisanında binbaşı rütbesine terfi eder ve Yemen Kuvayı Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine atanır.

—1912–1913 yıllarında Harbiye Nezareti'nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede görev alır.

İkinci Balkan Savaşı'nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirilir.

—Savaştan sonra İstanbul Antlaşması'nı Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katılır.

—1914 yılında Harbiye Nazırlığı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği'ne atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynar.
I. Dünya Savaşı

—29 Kasım 1914’de kaymakam rütbesine terfi eder.

—2 Aralık 1914’de Genel Karargâh 1. Şube Müdürü olarak atanır.

—9 Ekim 1915’te 2. Ordu Kurmay Başkanlığına getirilir ve 14 Aralık 1915’de miralay (albay) rütbesine terfi eder.

I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalışır. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atanmıştır. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetir.

2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde            4. Kolordu Komutanlığı'na atanır.

—Bir süre sonra İstanbul'a geri çağrılır ve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında görev alır.

—1 Mayıs 1917’de Filistin Cephesi'nde 20. Kolordu komutanlığına,

—20 Haziran 1917’de 3. Kolordu komutanlığına atanır. Bu sırada 7. Ordu'nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın temas halinde olur.
Kurtuluş Savaşı

—Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesi'ndeki Yıldırım Orduları Grubu'nun, İngiliz Kraliyet Ordusu Generali  Edmund Allenby karşısında Megiddo Muharebesindeki Nablus bozgununda yaralanır ve İstanbul'a gönderilir.

—24 Ekim 1918’de Harbiye Nezareti Müsteşarlığı'na atanır.

—29 Aralık 1919’de Paris Barış Konferansı'na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir olarak görevlendirilir.

—4 Ağustos 1919’de yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye Müdürlüğü'ne, bu ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atanır.  

—8 Ocak 1920’de ilk defa Ankara’ya gider ve kısa bir süre Mustafa Kemal Paşa ile çalışır.

—Şubat 1920 sonlarında, yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde Harbiye Nazırı olan Fevzi Paşa'nın çağrısı üzerine İstanbul'a döner.

—9 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa'nın çağrısı üzerine tekrar Ankara'ya döner ve İstanbul ile bütün resmî bağlarını koparır.

—23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Edirne milletvekili olarak katılır.

— 6 Haziran 1920’de İstanbul hükümetinin  Divan-ı Harp Kurulu tarafından gıyabında idam cezasına çarptırılır.

—10 Kasım 1920’de TBMM’de milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Batı cephesi Kuzey Kısım Komutanlığı'na atanır ve Çerkez Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynar.

 —Ocak 1921’de Batı Cephesi Kuzey Kısım Komutanı olarak Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Miralay (Albay) rütbesinden Mirliva (Tuğ General) rütbesine terfi ederek PAŞA unvanını kazanır.
ÜÇ İSMET PAŞA vardır: CEPHEDE İSTİKLAL HARBİNDE, LOZAN'DA ULUSLARARASI ALANDA,

ANKARA'DA SİYASAL HAYATTA.

Birinci İsmet Paşa, çeteyi ordu yapmıştır ve Eskişehir-İnönü'de kırdığı düşmanı İzmir'de denize dökmüştür.
İkinci İsmet Paşa, Lozan'da, galip emperyalist devletlerin imzalattığı Sevr ve Mondros antlaşmalarını yırtar ve onlara hür, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletini kabul ettirir.
Üçüncü İsmet Paşa, bugünkü Türkiye'nin baş mimarıdır. 1950 tarihine kadar Vatan topraklarında yol, mektep, hastane, fabrika ne varsa... Vatan sularında gemi, şilep, zırhlı, denizaltı ne varsa... Vatan göklerinde kanat, paraşüt, pilot ne varsa... Güzel, iyi, büyük hepsi onun eseridir. Büyük Atatürk'ün inkılâplarını o yerleştirmiş, o korumuş, o büyütmüştür.
Vefatından sonra Atatürk'ün acısını gönüllerde onun varlığı dindirmiştir.
Dünya haritasını tutuşturan İKİNCİ CİHAN HARBİNİN BÜYÜK YANGININDAN TÜRK VATANINI, TÜRK MİLLETİNİ ONUN DEHÂSI KURTARMIŞTIR.
Türkiye Cumhuriyetinin ÇOK PARTİLİ SİYASİ YAŞAMA GEÇİŞİNİ gerçekleştirerek, siyasi yaşamımızda demokratik rejimin yerleşmesini sağlamıştır.
(Devam edecek)

YORUMLAR

  • 0 Yorum