ORTADOĞU, AVRUPA, BATI DÜNYASI VE TÜRKİYE
Mustafa Çekirge

Mustafa Çekirge

Mustafa Çekirge

ORTADOĞU, AVRUPA, BATI DÜNYASI VE TÜRKİYE

01 Kasım 2019 - 21:16

Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum. global firmaların, özellikle elektronik cihaz üreticilerinin web sitelerinde sayfanın dilini ayarlamak veya bulunduğunuz ülkeye ait olan içeriklere ulaşmak için ülke seçimi yapmanız istenir. Bu seçim yapılırken de ülkeleri bulundukları kotalara göre sınıflandırılar. Bu sınıflandırma yapılırken genellikle Türkiye’yi Orta Doğu başlığı altında görürsünüz. Asya’da ya da Avrupa’da listelenmez çoğu zaman. Tabi Apple, Microsoft gibi devleri hariç tutuyorum ancak bu tip sınıflandırma birçok kurumun sitesinde hali hazırda kullanılmaktadır. Spor müsabakalarını, siyasi gelişmeleri, ekonomik mücadeleleri düşünün; hangi spor olursa olsun uluslararası bir başarı kazandığımızda “Avrupa’yı salladık, Viyana’yı fethettik, bekle bizi Avrupa, Dünya bize hayran” gibi ve bunların türevleri olan tabirleri sıklıkla kullanmıyor muyuz? ABD veya herhangi bir Avrupa ülkesiyle ile yaşanan herhangi bir gerilimde kendimizi yalnız hissetmiyor muyuz? Karşı taraf olarak gördüğümüz Batı dünyasını bize karşı birlik olmak ile itham etmiyor muyuz? Elbette bunların sebebi var. Biz nasıl kendimizi Batının bir parçası gibi görmüyorsak “Avrupa’yı salladık, Viyana’yı fethettik, bekle bizi Avrupa, Dünya bize hayran” gibi sloganlarımızdan dolayı, onlarda aynı sebepten bizi kendilerinden saymıyorlar. Öncelikle bunu kabullenmek gerekir ki nasıl ilerlemek gerektiğini ve sorunun çözüm yollarını tespit edebilelim. Diyebilirsiniz ki Avrupa devletleri aslında tarih boyunca birbirleriyle savaşmışlar. Aslında onlar da birbirlerini sevmezler. Doğrudur ancak biz nasıl kendimizi Türk Dünyasına ve Türki Cumhuriyetlere yakın görüyor ve aynı ırktan gelmemiz nedeniyle sempatiyle bakıyorsak Avrupa devletleri de aynı yaklaşımı sergiliyorlar. Doğu Avrupa toplumlarının Slav ırkından gelmesinde dolayı hiçbir zaman dışarıya karşı birbirlerine muhalif olmayacakları gibi Batı Avrupa’da da İrlanda’yı, Fransa’yı, ve İngiltere’yi dış dünya karşısında birbirinden ayırmak mümkün olmayacaktır. Tıpkı hiçbir zaman Azerbaycan ile Türkiye’nin birbirlerine karşı farklı ülkelerden yana tavır almayacağı gibi.

Avrupa’nın en Önemli Tarihi Mekanı Kolezyum Bu nedenle Yunanistan, Avrupa için çok önemlidir. Bir tampondur Yunanistan. Her zaman var olması istenen önemli bir konumda bulunan bir devlettir coğrafi açıdan. Kültürel, tarihsel ve bilimsel özellikleri haricinde günümüz dünyasında çok kritik bir öneme sahiptir. O nedenledir ki ekonomik açıdan ne kadar zor durumda olursa olsun Avrupa ve Avrupa Birliği tarafından her zaman sahip çakılacaktır.

Üsküp ve Büyük İskender Burada yazdıklarım bir öfkenin yansıması asla değildir ama bazı gerçekleri ortaya koyma dileğimdendir. Bu gerçekleri idrak edebildiğimiz sürece nasıl hareket etmemiz ve düşünmemiz gerektiğini çok daha iyi anlayacağımız ortadadır. Avrupa ve Batı dünyası ile düşman olmak hiçbir şeyin çözümü olmamakla birlikte, aksine birçok sorunun da temelini oluşturacaktır. Bu nedenledir ki durumu olduğu haliyle değerlendirip hareket şeklini ona göre belirlemek en akılcı yöntemdir. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya vb gelişmiş Batı ülkelerinin kendileri kadar gelişmiş ve farklı ırk ve dinden olan bir rakip istememeleri çok doğaldır. Yunanistan, Bulgaristan gibi ülkelerin gelişmesi bu süper güçleri fazla rahatsız etmezken, Türkiye gibi, Çin gibi ve hatta Japonya gibi ülkelerin söz sahibi olmasında rahatsızlık duymaları haliyle kaçınılmazdır.

Eyfel Kulesinden Paris Manzarası Burada bize düşen görev sürekli olarak hedef göstermek değil, var olan durumu tespit ederek kendi çalışmalarımıza devam etmektir. Türkün Türk’ten başka dostu yoktur değerlendirmesi doğrudur ancak bu değerlendirme sadece Türk ırkı için geçerli değildir. Kendinden başkalarına karşı aslında hiçbir milletin kendinden başka dostu yoktur. Hele günümüz dünyasında tüm ilişkiler anlık menfaatlere göre kuruluyorsun, kimsenin kimseden medet uymaması gerekir. Medet ummaktan öte anlık değişkenlikleri de yadırgamamak gerekir. Dolayısıyla farklı olaylara karşı menfaat özelinde gösterilen davranışların bir sorun olarak gösterilmemesi gerekir. Elbette ki devletler o konuyla ilgili menfaati neyse ona göre hareket edecektir. Sırf dostluk bağı zedelenmesin diye kimse kimsenin yanında yer almaz. Hele ki bu farklı dünyalardan gelen milletler... Sonuçta, biz Türkiye Cumhuriyeti olarak kendimiz zaten kendimizi Batı dünyasının, Avrupa’nın bir mensubu olarak görmezken onlardan nasıl bir kucaklama bekliyoruz ki? Sonuçta, biz her fırsatta Avrupa’yı sallamak, fethetmek peşinde koşuyorken, batı dünyasından nasıl bir bütünleşme bekliyoruz ki? Sonuçta, biz tarih boyunca Türk ve Müslüman bir devlet olarak her fırsatta Hristiyan Avrupa’ya en büyük tehdit unsuru olmuşken, onlardan nasıl bir samimiyet bekliyoruz ki? Biz bu coğrafyada yaşayan bir Türk milleti ve Devleti olarak Batıya karşı, karşılıklı olarak hep mesafeli ve temkinli olmuşuz. Bu gerçekleri kabul edip bahane olarak göstermekten vazgeçtiğimizde asıl gelişmeyi ve ilerlemeyi sağlayabiliriz. Yoksa her fırsatta batıyı suçlayıp durur, bir arpa boyu yol alamayız... Batı ile olan ilişkimiz bu noktadayken, doğu ve Arap dünyası ile olan bağımıza da ilerleyen yazılarda irdeleyeceğim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum