MADENCİLİK VE ÇEVRE
Mustafa Çekirge

Mustafa Çekirge

Mustafa Çekirge

MADENCİLİK VE ÇEVRE

03 Aralık 2019 - 20:37

Geçtiğimiz yüzyılda yüzleşmeye başladığımız hava kirliliği sonucunda tüm dünyada çevreye öncelik vermek ile sanayiye öncelik vermek arasında çelişki yaşanmaya başladı. Özellikle kalkınmakta olan ülkelerin ekonomik kaygıları ilk başlarda çevreyi ikinci plana atma eğilimine sebep oldu. Gelişen ve modernleşen yaşam koşullarında sanayi üretimlerinin artışı aslında insanın taleplerini karşılamak amaçlı olarak büyüdü ve genişledi. Tabi bu noktada pazar oluşturma çabalarının ve gereksizleri gerekli gösterme çalışmalarının da etkisi yok değil.

Bugün 4 Aralık. Dünya Madenciler Günü. Bir Maden Mühendisi olarak mesleğime olan saygımdan ötürü öncelikle tüm Madencilerin Günlerini kutlamak isterim. Sadece kömür istihracında çalışan değil, çimentodan seramiğe, bakırdan altına, bordan uranyuma kadar yer kabuğunda bulunan kaynakların insanın kullanımına sunulmasını sağlayan mühendisten işçisine kadar tüm madencilerin değerini anlamak için bir nebze olsun dikkatinizi bu noktaya çekmek gerektiğini düşündüm. Madencilik ve ilgili sanayi kollarının hayatımıza neler kattığını ve nelere mal olduğunu bir de benden dinleyin istedim.

Madencilik deyince son zamanların meşhur konusu altın ve siyanür ikilemini açıklayalım önce. Bir kere şunu söylemeliyim ki siyanürle altın aramak diye bir yöntem YOKTUR! Altın arama çalışmaları her madende olduğu gibi sondaj ile yapılır. Sondaj çalışmalarında ortalama 10 cm çapında bir delik açılır ve dibe doğru örnek alınır. Bu örnekler laboratuvarlarda analiz edilerek karara varılır. Halk arasında genel kanıda olduğu gibi bir tanker siyanür tepeden aşağıya doğru boca edilerek altın ARANMAZ!

Altının doğada bulunma şekli etrafında bulunan kayaçların içinde damarlar oluşturmasıdır. Yer kabuğundan koparılarak alınan bu altın karışımlı Kayaca cevher denir ve bu cevherin içindeki altının ayrıştırılması için belirli bir prosese tabi tutulması gerekir. Bu proseste kullanılan ayrıştırıcı maddedir siyanür. Siyanür havuzuna batırılan cevherdeki kayacından ayrılır ve yüzmeye başlar. Yüzen altın toplanır ve böylece süreç tamamlanmış olur. Siyanürün toprağa vereceği zarar ancak endüstriyel bir iş kazasının gerçekleşmesiyle bu havuzdaki siyanürün serbest kalması sonucunda olabilir. Bu konunun temelde açıklamasını yaptıktan sonra şunu da eklemek isterim ki altını sadece takı ve aksesuar olarak düşünmek eksik kalmaktadır. Altın en iyi iletken metal olduğundan kullandığımız cep telefonu, bilgisayar, televizyon gibi artık günümüzün vazgeçilmez araçlarının temel ihtiyacıdır. İnternet sağlayan modemler, elektrikli ocaklar, mikrodalga fırınlar ve daha birçok araç, altının sağladığı kayıpsız iletkenlik olmadan mevcut görevlerini yerine getiremeyeceklerdir.

Sadece altın madenciliğinde değil tüm madencilik alanında bu tip çalışmaları düzenleyen yasa ve yönetmeliklere tüm bu süreçleri kontrol altına alma amacıyla yürürlüktedir. Eksiklik, yanlışlık ve hatalar insana mahsus olduğundan her zaman olası olmakla birlikte, yönetmelik ve yasa maddeleri çevre, üretim ve istihdam dengesini sağlama aracıyla hazırlanmıştır. Çok ciddi cezai yaptırımları olmakla birlikte, madenciliğin de gelişmesine yönelik amaç gütmektedir. Dediğim gibi elbette eksik, yanlış ve hatalı tarafları vardır. Yapılması gereken top yekün saldırıya geçmekteyse işin iç yüzünü anlamaya çalışmaktır. Bu sayede de neye neyin neden olduğunu kavramak ve doğru teşhisler koyarak hataları gidermek mümkün olacaktır.

Soma’da yaşanan yeraltı kazasından sonra oldukça gündemde olan madencilik sektörü, geçtiğimiz aylarda yaşanan Kaz Dağları süreciyle tekrar hatırlanmıştı. Ancak yine unutuldu. Hep olaylarla hatırlanan sektör aslında günümüz dünyasında beslenme hariç tüm ihtiyacımızın tedarik edildiği bir alandır. O nedenle yok etmeye çalışmak yersizdir. Madenlerin yerini değiştirmek mümkün olmadığına göre neden Kaz Dağları diye sormanın da anlamı yoktur. Kaz Dağları ve Ege Bölgesi altın ve türevi olan diğer metalik madenler açısından oldukça zengin bir havzadır. Bu madenler buralardan çıkarılarak ekonomiye kazandırılmalıdır. Bölgede bu madenlerin bulunduğu uzun süredir biliniyor olsa da altın fiyatlarındaki artışın bu rezervleri ekonomik hale getirmesi nedeniyle bugün faaliyete alınması doğaldır.

Sanayi tesislerinin ihtiyaçlarımızı üretmek için gerek duyduğu madenlerin çıkarılabilmesi için mutlaka ki doğada geçici bir tahribat yapılacaktır. Önemli olan rezervin tükenmesinden sonra buraların tekrar rehabilite edilip edilmediğidir. Zaten bunun için de Doğaya Yeniden Kazandırma Yönetmeliği yürürlüktedir. Ancak hiçbir tahribat olmadan madenin çıkarılması mümkün değildir. Bu noktada modern ihtiyaçlarımızdan var geçmek tercihini kullanmamız gerekecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum