İYİ HİSSETMEME HAKKI VE SAĞLIKLI GELİŞİM
İnci Güçer

İnci Güçer

İnci Güçer

İYİ HİSSETMEME HAKKI VE SAĞLIKLI GELİŞİM

07 Şubat 2020 - 11:08

"Değişim; kişi olmadığı bir şey olmaya çalıştığında değil, zaten olduğu şeye dönüştüğünde yaşanır."

“Dünyadaki bütün kitaplar bir araya gelseler, yeryüzünde bir çocuğun incindiğini hiç kimsenin fark etmemesinden daha önemli olamazlar” diyecek kadar duyarlı ve naif bir yazar olan Nihan Kaya’nın İyi Hissetme Atölyesi’ne katıldım, bende kalan izleri paylaşma hevesiyle bu yazımı yazıyorum. Nihan Hanım’ın çok sayıda ve öykü, roman, inceleme gibi farklı türlerde olan kitapları, donanımının kanıtı zaten ama psikanaliz eğitimi almış olmasından bahsetmeden geçemeyeceğim.

Yazara göre; hepimizin içinde anne, baba ve çocuk var. Sıkıntılarımız; içimizdeki anne ve babanın içimizdeki çocuğa karşı cephe almasından, onu ezmesinden kaynaklanıyor. Çoğunlukla içimizdeki çocuğa kötü davranıyor, onu korkutup bastırıyoruz. Oysaki içimizdeki çocuğun bizim tarafımızdan sevilmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı var. Böylece çocuklar için geçerli olan her şey, yetişkinler için de geçerli…

“Bize içimizdeki çocuğu hizaya sokmamız öğretildi. Bunu yapmazsak çocuğun kötü davranacağı hissi ve düşüncesi her birimizin içine yerleştirildi. Hayır, içimizdeki çocuk hiçbir zaman kötü davranmaz. İçimizdeki çocuğun, bazılarının “kötü” dediği kimi davranışları oluyorsa eğer, bunun sebebi, içimizdeki anne babanın içimizdeki çocuğa kötü davranmasıdır. Önemli olan, çocuğun bu davranış biçimine neden ihtiyaç duyduğunu anlayabilmemiz… Bütün çocuklar iyidir. Kötü çocuk, hasta çocuk, kusurlu çocuk yoktur. İçimizdeki çocuk da iyi. Çocuğun her zaman iyi ve sağlıklı olduğunu anlayabilirsek biz de ona daha iyi anne babalık edebiliriz. Böylece çocuğun “kötü”, “problemli” gibi tabirlerle anılan davranış biçimlerine ihtiyacı kalmaz.”

Atölyenin adı ünlü psikiyatrist David Burns’ün İyi Hissetmek  kitabından geliyor. Depresyon kısır döngüsünü kırmayı hedefleyen David Burns’ün kitabında olduğu gibi, Nihan Kaya’nın atölye çalışmasında da çelişki gibi görünen birçok konu netlik kazanmakta.  Atölye kapsamında;  erteleme davranışının psikolojik derinliği ve yaşamdaki anlamından acıdan kaçma eğilimine, depresyon ve hiperaktivite gibi "popüler" tanıların altında yatan psikodinamiklerden anında tepki verebilmenin önemine, narsisizmden mükemmelliyetçiliğe kadar birçok konuda tutarlı bir çerçeve içerisinde zihin açıcı bir yolculuğa çıktım. Belki de en güzeli; iyi hissetmenin yalnız ve ancak iyi hissetmemeyi kabullendiğimiz zaman mümkün olduğunu bir kez daha kavradım.  Her zaman iyi olmak, iyi hissetmek zorunda değiliz; iyi hissetmemek de hakkımız… İyi hissetmediğimiz zamanlarda, bu duyguyu bastırmak ya da yok saymak işe yaramayacaktır. Aynı şekilde, iyi değilken kendimizi iyi hissetmeye zorlamak da öyle. Sonuçta yapay zeka değiliz. Öyleyse her duyguyu yaşamaya açık olmalı ve kendimize izin vermeliyiz. Çünkü ancak bu sayede sağlıklı gelişime devam edebiliriz. İyisiyle kötüsüyle olduğu gibi hissetme hakkını kullanmak dileğiyle,

İnci Güçer 
Klinik Psikolog & Psikoterapist

YORUMLAR

  • 0 Yorum