DUYGULARI BASTIRMAK GÜÇLÜ OLMAK DEĞİLDİR!
Engin İnce

Engin İnce

Engin İnce

DUYGULARI BASTIRMAK GÜÇLÜ OLMAK DEĞİLDİR!

11 Eylül 2020 - 07:39

Duygularımız, bizi canlı varlıklar yapar. Yaşamımıza, duygularımızdan başka hiçbir şey daha büyük bir yoğunluk veremez. İnsan sadece düşünen bir varlık değildir.

Ayrıca hisseden, diğer insanlarla ve canlılarla empati kurabilen bir varlıktır. Yani 'empati' hissederek, başka birisinin duygularını algılayabilir ve onu hissederek anlayabilir.İnsan olmak tam da budur.

Düşünce ve duygularımızla, yani her ikisiyle de kendi gerçekliğimizi yaratarak, konuşmamızı ve davranışlarımızı belirleriz. Malesef; uygar insanlık, bilinçli ve kalple bağlantılı düşünmeyi öğrenmeden, tek taraflı olarak sadece akılla düşünmeye önem verdi.

Kendimiz, başkaları ve hayat hakkında bir sürü gerçek olmayan ve yargılayıcı düşüncelere sahibiz. Bunlarla, dünyamıza ne kadar çok zarar verdiğimizin farkında bile değiliz. Bir yandan bu düşünceler ile içimizde korku, öfke ve güçsüzlük gibi birçok his üretip, diğer yandan ise bunlar vasıtasıyla hayal kırıklığı, çatışma, huzursuzluk ve savaş gibi her türlü kıtlık, yoksulluk, bereketsizlik durumunu yaratıyoruz. Altında ezildikçe, bedenimizi hasta eden duygularımız, gerçek olmayan ve yargılayıcı olan düşüncelerimizin ürünleridir. Yaşam gerçekliğimizi değiştirmek istiyorsak ; düşüncelerimize yönelmemiz, onların farkında olmamız, onların doğruluğunu kontrol etmemiz ve yeniden düşünmeyi öğrenmemiz gerekmektedir. Düşüncelerimiz, bilinçli ve tarafımızdan onaylanarak, hissedilmeyi bekliyorlar. Düşünceler ve hisler, her ikisi de kendi içimizden doğar. Yine de bunu, genellikle, hala bilinçsizce yapmaktayız ve çoğu zaman hayatımızda gerçekten neler yaptığımızı bilmiyoruz. Bunu bilirsek; acı, hayal kırıklığı, kıtlık ve çatışmalar yaratmayı bırakır ve tamamen farklı şeyler yapardık. Bilinçli seven yaratıcılar olarak, değer bilir ve mutlu topluluklarda, muhteşem huzurlu yaşamlarımızın tadına varırdık.

Duygu sözcüğünün benim dilimdeki anlamı, "hissetmek"! Bu cümle sana basit gelebilir fakat şu an başlayabileceğin en güçlü şeydir. Aslında sadece neşe gibi güzel hisler hissetmeyi isteriz ancak korku, öfke, yas, utanç, suç, güçsüzlük gibi zıt hisler; reddedildiği, bastırıldığı ve içimize atıldığı sürece bu işe yaramaz.

Neşe hissine giden yol ; 'olumsuz' olarak adlandırılan duyguların, içten hissedilmesinden geçer. Onları geçiştirmek yanlıştır. Hoş olmayan duygular da bizim duygularımızdır. Bunları da bizim tarafımızdan kabul edilmeyi ve sevilmeyi özleyen 'bebeklerin' olarak görebilirsin ve şimdi onlara, günlük hayatında git gide daha çok ilgi, zaman ve sevgi vermeye başlayabilirsin. Neşe ve huzur dolu bir yaşama giden yolda bu, en büyük kilometre taşlarından biri olacaktır.

Birçoğumuz, yeterince hissettiğini düşünüyor olabilir fakat çoğumuzun şu ana kadar olan hisleri çok yüzeysel. Bir duyguyu, büyük bir ağaçmış gibi hayal edersen ; şimdiye kadar olan hislerimizle, o ağacın dalında asılı kalırız. Oysa amaç; tüm hoş olmayan hislerin köküne inmektir ve aralarındaki en derin hisse varabilmek için çok derinlere dalmaktır. Bu hissin adı 'korkudur'. Korku, tüm diğer olumsuz hisleri yaratmaktadır. İster güçsüzlük veya öfke olsun ister küçüklük veya utanç, yalnızlık veya kıskançlık, özenti veya yas... Korku, aklın tanımadığı ve sadece kalbin bildiği sevginin gücüyle dönüştürülebilir. Sadece sevgi kaynağından; neşe ve mizah, hafiflik, huzur, memnuniyet, empati ve anlayış, sevecenlik ve uysallık, sabır, hoşgörü ve saygı gibi harika duygular oluşur. Kalbin gerçeği biliyor. Kalbin kendine, diğer insanlara ve geçmişine karşı derin barış duygusu içindeki sadık, mutlu ve gerçek hayata giden yolu göstermek istemektedir. Bunu da diğer birçok şeyin yanı sıra, ruhunun mesajları olan, bedeninin reaksiyonları ile anlatmaktadır.

Ruhun sana şöyle seslenmekte: "Lütfen beni dinle, kendinde ve hayatındaki bir şeyleri değiştir!"

Barış seninle ve içinde olsun!

YORUMLAR

  • 0 Yorum