DERİNLERE DOĞRU
Engin İnce

Engin İnce

Engin İnce

DERİNLERE DOĞRU

28 Haziran 2020 - 13:57

O yerde gezegenin diğer yerlerinin tümünde olduğu gibi insanlar yaşamıyordu.

O yerde kuyular yaşıyordu... Canlı kuyular, ama önünde sonunda kuyu işte. 

Kuyular birbirlerinden farklıydılar, sadece kuyunun açıldığı yer değil, her kuyunun ağzı da birbirinden farklıydı. 

Ağızları mermerden, değerli taşlarla süslü, güçlü ve iktidarlı görünen kuyuların yanı sıra, tuğla ve ahşap olan daha mütevazi ve hatta bir çukurdan ibaret olan çok yoksul olanları da vardı. 
 

Burada iletişim ağızdan ağza kurulur her yere çabucak ulaşırdı. Bir gün kuyular kentinde yeni bir akım başladı ve kısa sürede moda oldu. Muhtemelen insanların yaşadığı başka bir yerden buraya ulaşmıştı. Bu modaya göre kendine değer veren her canlı içini doldurmalı, içine dışından daha fazla önem vermeliydi. Önemli olan yüzeyde değil içerikteydi.
 
İşte Böylelikle kuyular içlerine ne bulurlarsa doldurmaya başladılar. Kimisi mücevher, altın, paralar ve değerli taşları, bazıları elektrikli ev eşyaları, araç ve gereçlerle doldurdular. Bazıları sanatı seçti. Tablolar, kuyruklu piyanolar, heykeller. Entelektüel kuyular da kitap ve dergilerle doldurdular.

Zaman geçti…
 
Kuyuların bazıları öyle doluydu ki, toplu iğne koyacak yer kalmamıştı. Kuyular aynı değildi, Bazıları bunu yeterli buldu. Bazıları da fazlası için çözüm aramaya başladı. İçlerinden birisi öncülük ederek içine koyduklarını sıkıştırmak yerine genişleyerek kapasitesini artırmayı akıl etti. Bu fikrin taklit edilmesi için fazla zaman geçmesi gerekmedi. Kısa bir süre sonra tüm kuyular bütün enerjileriyle içlerinin kapasitesini genişletmek için uğraşıp daha fazla şey sığdırmak için çabaladılar.
 
Kent merkezinden uzakta yaşayan bir kuyu bu ölçüsüz genişlemeyi fark etti. Böyle devam ederse yakında kuyuları birbirinden farklı kılan sınırlar kalmayacak ve genişleyerek hepsi birbirine karışacak ve her biri kimliğini yitirecekti... 
 
Bu fikirle küçük kuyu kapasitesini artırmak için enine değil, daha derine, içine doğru genişlemesi gerektiğini düşündü. En geniş değil en derin olabilirdi. Ama derine gitmek için içindeki her şeyi boşaltması gerektiğini fark etti. Daha derin olmak istiyorsa içindeki her şeyi boşaltmalıydı. Önce bu boşluktan korktu, ama çaresi olmadığını görünce yaptı…
 
Her şeyini boşaltan kuyu derinleşmeye başladı, bu arada ötekiler onun dışarı boşalttığı ne varsa ele geçirdiler. Kendi içine doğru büyüyen kuyu bir gün çok şaşırdı. İçinde taa içinde, çok ama çok derinde… su vardı!
 
Daha önce su bulan kuyu görülmemişti. Şaşırdı. Sonra suya alıştı. Oynadı, ıslandı, alıştıktan sonra suyu dışarıya çıkardı. Çok az yağan yağmurdan başka su görmeyen toprak uyanmaya başladı, ıslandı, canlandı, tomurcuklar oluştu, çimler,yoncalar,çiçekler sonra da köklenerek ağaçlar oluştu. Çevresi rengarenk bir yaşamla doldu.
 
Herkes bu mucizenin nasıl olduğunu sordu. Bu mucize değil dedi kuyu. Bunu içinizde aramanız gerek, derinlere doğru. Bir çok kuyu aynı şeyi istese de daha derin olmak için içlerini boşaltmaları gerektiğini öğrenince vazgeçtiler. Genişlemeye devam ettiler. Kentin öbür ucundan bir kuyu da içini boşaltma riskini göze almıştı. O da derinleşti. Su buldu.Ve ikinci bir vaha yeşerdi. “Suyun tükenince ne yapacaksın? ” diye soruyorlardı. “Ne yapacağımı bilmiyorum.” diye yanıt veriyordu. “Ama, şimdilik ne kadar fazla su çekersem çekeyim daha fazlası var.” Ne kadar derine giderse o kadar çok su geliyordu.

Bir gün rastlantı eseri, bu iki kuyu derinliklerinde buldukları suyun aynı olduğunu fark ettiler...

Birinin altından geçen yeraltı ırmağıyla ötekinin derinliklerini ıslatan aynıydı.
 
Kendileri için yeni bir yaşamın başladığını fark ettiler. Diğerleri gibi yüzeyden, ağızdan ağza iletişim kurmak zorunda değillerdi.

Derinlerde ortak iletişim hatları vardı ve üstelik gizliydi.
 
Yalnızca varlıklarının en derininde ne var ne yoksa boşaltmaya ve varlıklarının derinliğinde verecek nelerin olduğunu araştırmaya cesaret edebilenlerin başarabildiği, derin bir iletişimdi bu…

Jorge Bucay’ın “Düşündürücü Hikayeler” kitabından derlenmiştir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum