Nasıl Bu Hale Geldik?

Yakup Uykutalp yazdı.

Nasıl Bu Hale Geldik?

Yakup Uykutalp yazdı.

Nasıl Bu Hale Geldik?
11 Ağustos 2020 - 11:51


Temmuz ayının sonu gibi üzerimde bir boşluk var.  Bu boşluğu doldurma telaşındayım. Ama maalesef çalışmayan birisi için zaman sıkıntısı olabilr mi? Tabii ki olamaz.

Allah büyük ve Allah tektir.

Her neyse...

Nerede kalmıştım...  

Bir alelacele koşuşturma sonrası boşlukları doldurduğum için “oh be dedim” dünya varmış. Yorulmuşum. O kadar çok mesafe kat etmiş, yürümüşüm ki, üzerime kilometre sayar takmış olsam yürüdüğüm mesafeyi hesaplardı.

Bazen insan yürümeli. Hayata dair, yaşama dair inadına yürümeli. Hayatı, altını üstüne, üstünü de altına çevirmeli. İnsanlar “ben ne oldum” delisi, “ne olacağım” egosuyla yaşamamalı.

Bunları düşünürken bir hayli yol kat etmişim. Bir ara etrafıma baktım. Caddeden akın akın düşünen varlık insan kitlesi var.

Hayat silsilesi insan yüzüne tokat atar gibi çarpıyor, eller yumruk şeklinde omuz omuza çarparak gelip geçiyordu.

Hayatımda hiç böyle sıcak bir havada sert bir ambiyansı yaşamamıştım. Düşünce, düşünceyi doğurur derler ya keza bende, aynı düşünceyi kendimle yaşıyordum.

Düşünen insan olmaktansa eyleme geçiren insan olmak fikri daha aktif ve geliştiricidir.  Descart’ın güzel bir sözü var: ” Düşünüyorum, öyleyse varım. Tamam, güzel. “Düşünüyorum öyleyse ‘var mısın’ ya da ‘yok musun’ fikri kararsızlık ve tutarsızlığa sürüklüyor. 



Kalabalıklarda yalnızlığa oynarken mutluluğum revaçtaydı. Artık mola vermenin zamanı gelmişti. Sekiz katlı binanın en üstü bir kafede oturmuşum, aham şaham bir yer değil ama, manzarası çok güzel. Konak Pier’i karşıma almışım.

Deniz ışıl ışıl. Sanki gökyüzünü içine katmış masmavi sularıyla yarılmış güneş, denizin içinde parlıyordu.

Özdemir Asaf’ın güzel bir sözü var: Yalnızlık paylaşılmaz. Paylaşılırsa yalnızlık olmaz. Bu söz benim için çok anlam ifade ediyordu. Sadece beni tanımlayan özel bir söz gibi geldi. İnsan hiç kalabalıklarda yalnız kalır mıydı? Kendi kendisiyle konuşur muydu hiç?

Elimde telefonum arkadaşımla mesajlaşıyorum. Her çektiği mesajın arkasından, masada sanki insan/lar varmış gibi kahkaha dolu ağzımla yüksek sesle kahkaha atıyordum.

Aradan bayağı zaman geçmişti. Etrafıma baktım, yan masalarda birbiriyle görüşmek için gelen arkadaş grupları masalarda oturuyorlar. Ama maalesef, birbiriyle konuşmuyorlar. Başını önüne eğmiş, elindeki telefonla oynuyorlar. Epeyce izledim. Vay be dedim, elin Marslısı bir icadla hepimizi uyutmuş. Toplum olarak nasıl bu hale geldik? Farkında bile değiliz. 

Hesabı ödedikten sonra sekiz katlı binanın yürüyen merdivenlerinden aşağı iniyorum. Sanki denizin masmavi sularına gömülecekmiş gibi geliyordum. Karşımda deniz, denizin üzerinde vapur ve gemiler var. Martılar uçuyor gökyüzüne doğru. Ara ara aşağıya doğru süzülerek vapurdan atılan yiyecekleri denizin üzerinden alıyorlardı. Nasıl bir duygu yaşanılırsa yaşanılsın, o duyguların içinden çıkamadığımı fark ettim. Sahil kenarından ilerleyerek yaya geçidinden geçtim. Kırmızı ışık falan filan derken kendimi durakta buldum. Malum ya İzmirim kartımda acaba bilet var mı, yok mu? sorusu usuma takıldı. Ufak ama teferruatlı bir büfe’ye girdim. Kartımı kontrol ederek bilet takviyesinde bulundum. Dışarı çıktım. Yaklaşık 1.85 boylarında bir bayan, yine ileride 1.80 boyu civarında bir bayanla yaklaşık üç metre mesafede konuşuyorlar. Bana yakın olan bayan yüzünü döndü. Ve net bir şekilde yüzünü gördüm. Sanırım homoseksüeldi. Bir vatandaş olarak ister istemez insan ne kadar dışlarsa aynı senaryo insanın başına gelebiliyor. O yüzden hayat, anlayışlı olmayı  öğretti, yadırgamadım. Konuya döneyim. Az ileride çocuklu iki bayan geliyor. Sohbet ederek birbirlerine eşcinselleri gösterirken, bacaklarından başlayarak en üst seviyesine kadar süzdü. Daha sonra bayanlardan biri: Bacakları, benim bacaklarımdan güzel dedi. Ben şok olmuşum. Keşke duymasaydım, ama maalesef ister istemez sesini duyuyorsunuz. Toplum ne hale geldi diye düşündüm. Gerçekten toplum olarak sarkastik düşünceye meyilli olduk. Hayat işte, kimi güldürür, kimi üzer, kimi de mutlu ettiği gibi mutsuz eder. Allah sonumuzu hayır etsin. Artık eğitim ebveynlerden başlamalı kanaatimi yineleyeceğim. Yeni bir proje oluşturdum. Aslında usumun bir köşesinde saklı duruyor. Akşam saat 20:00 ile 20:30 arası tüm kanallar kapatılarak TRT’den toplum için eğitici bilgiler verilebilir. “Neden bu hale geldik” ilk konu başlığı olsun. 


Az ileride baktım ki bir grup birbiriyle sohbet halindeler. Tahminimce, her ırktan, dilden, dinden insan var ama, sohbetleri çok güzel. Birbiriyle vedalaşırken, Karşıyaka sahilindeki güneş, Konak sahiline vuruyordu. Esprileri ve dostlukları çok güzeldi. “Ayrımsız iyi akşamlar” dileyerek vedalaştılar. NOKTA…

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR

  • 0 Yorum