Koray Gürbüz ile Söyleşi

GT Art sanat Galerisi danışmanı Koray Gürbüz ile söyleşi gerçekleştirdik..

Koray Gürbüz ile Söyleşi

GT Art sanat Galerisi danışmanı Koray Gürbüz ile söyleşi gerçekleştirdik..

Koray Gürbüz ile Söyleşi
16 Mayıs 2020 - 16:31

 

Yakup Uykutalp. … Hoşgeldiniz.

Koray Gürbüz. ... Hoşbulduk. 

Y. U. ... Sizi çok iyi gördüm. 

K. G. ... Teşekkür ederim.

Y. U. ... İlk sorum klasik olacak. Koray Gürbüz’ü tanıyabilir miyiz?

K. G. … Tabii. 1972, İzmir doğumluyum. İzmir Güzelyalı ve Alsancak’ta çocukluğum geçti. Selma Yiğitalp Lisesi’nde Edebiyat bölümünü bitirdim,üniversite farklı. Bir bankanın kültür ve sanat alanında 20 yıllık bir tecrübem oldu. Sadece yayınlar anlamında Yaşar Kemal, Aydın Boysan, Ara Güler değil, beraber çalıştığımız dünya çapında ülkemizi temsil eden üst düzey sanatçı ve ressamlarımız ile çalışmalarım oldu. Evli, iki çocuk babasıyım.

Y. U. … Üst düzey ressam ve yazarlar ile çalışmalar yaparken görüşmeleriniz oluyor muydu?

K. G. … Tabii, Yazar, sanatçı ve ressamlar ile aynı bünyedeydik. Anlaşmalı yazarlarımızdı. Kitapları bizden çıkıyor, teliflerini biz veriyorduk. Ben de bir Bankanın Kültür ve sanat bölümünün İzmir sorumluluğunu yapıyordum. Yaşar Kemal, Aydın Boysan ve Ara Güler gibi büyük üstadlardan ve büyük hocalardan feyz aldım. Sergiler anlamında ressamlarla da Burhan Doğançay, Nuri İyem, Fikret Otyam, Neşe Erdok gibi önemli sanatçılara sergiler açan bir bankanın bünyesinde çalışmalarım oldu. Önemli olan bu donanımlarla işimizi layıkıyla yapmaya çalışmak. Önemli sergileri 15 günde bir açan, beşinci senemizde önemli kolleksiyonları barındıran İzmir’de tek galeri olduk.

Y. U. … 5 senede bu kadar yol neye dayanıyor?

K. G. … Güvene dayanıyor tabii ki. Güvenin yaratılmasında da özverilerimiz, fedakarlıklarımız, işimizi çok sevmemiz ve bunları yaparken en iyisini yapabilmeyi hedef edindik.

Y. U. … Güven tüm kapıları sonsuza dek açıyor. İlişkileri nasıl ayarlıyorsunuz?

K. G. … Burada biz hep büyüklerimizden de öyle öğrendik. İlk izlenime çok önem verdik. Kılık kıyafet ve diksiyonumuzdan bilgimizle bizi tartan, bilen veya az bilen kolleksiyoner ve sanatseverlere karşı hep dikkatli olmaya devam ediyoruz. Vitali Hakko’nun bir sözü var: “İlk izlenim için ikinci bir şans yoktur.” Her an içeriye kimin gireceği belli değil. Sürekli olduğumuz gibi, işimizi ciddi yaparaktan ailelere, mimarlara, kolleksiyonerlere her birine ayrı ayrı özen göstererekten işimizi en iyi seviyede yapmaya çalışıyoruz.

Y. U. … Etki ve ilgi alanlarınıza girildiğinde nelerden etkilenip, nelere ilgi duydunuz?

K. G. … Ekilendiğimiz yaşadıklarımızdır. Çünkü bu galeri yaşanmışlıklar üzerine kurulan bir galeridir.

Başkaları bunu heves edip de yapmaya çalışır, varlıklı bir aile de olabilir, ben de bir galeri açayım der canı sıkılınca kapatır kimse ayıplamaz. Çünkü neden? hobi olarak yapıyordur. Ama biz bunu öyle bir önemsedik ki, mesleğimizi tecrübelerimizle en üst seviyeye çekmeye çalışıyoruz. Yılların tecrübesiyle bu kadar önemli isimlerle yaşamasaydık bu galeri bu seviyede olmazdı. İlgi tabiiki çok yüksek. Bir yıl önceden gün alıyorlar sanatçılar, aileler. İki yılda bir İzmir’de bizde açmayı tercih ediyor birçok sanatçılar. Özverili çalışıyorsanız, ilişkileri hep canlı tutuyorsanız, güven verebiliyorsanız, mesafeyi koruyabiliyorsanız, herşeyden önce işinize saygı duyarak sevgiyi ekmişseniz ilgi duyuluyorsunuz. Bu da GT Art Sanat Galerisini çok mutlu ediyor.

Y.U. … Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

K. G. … Bunu ikişer yıllık programlarımızı hep sıcak tutarak yapıyoruz. Önümüzdeki iki yılın programını tatil günlerine getirmeden sergilerin günleri hazırlanıyor. Sadece tercih tarihi aileler ve sanatçılara bırakılıyor. Öncesinde galeri olarak catering, davetiyeler, afişler ve diğer hazırlıkları biz yapıyoruz. Talebe göre de dolu gidiyoruz. Önümüzü hep açık tutuyoruz. Tabii ki bu arada çok talep geliyor yurtdışı ve yurtiçi sanatçılardan ilgi görüyoruz. İşimizi her anlamda üst düzeye çıkarıyoruz. Önemli kolleksiyonları bulundurmamızın sebebi ailelerin ve şirketlerin sanat eserlerini yatırım aracı olarak görmesidir. Çünkü bu kendine münasır tek olan, emsalsiz sanat eserleridir. En lüks arabalar, mobilyalar, yatlar ve elektronik eşyalar alınıyor. Fakat maalesef o an’dan itibaren hiçbiri değerini koruyamıyor, aile belli bir süre sonra eskidiği için değiştiriyor. Oysaki prestijli bir galeriden alınmış iyi bir sanatçının tablosu her daim kendini katlayarak ve ailenin aile albümünden sonraki en değerli birikimi ve vizyonu olarak geleceğe taşınıyor.

Y. U. … Koray Bey, sizin bir sanat çevreniz var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, nasıl bu hale geldi?

K. G. … Yaşanmışlıklar vardır. Yaşarken şahit olduğumuz gerçekler bizlere hep yol gösterici oluyor.

Y. U. … Kişi vardır iknayetini iyi kullanır, fakat sizdeki bambaşka bir yol, bambaşka bir vizyon.

K. G. … Gerçekleri ve yaşanmışlıkları anlatmakla karşınızdaki sanatsever ve kolleksiyonere farkındalık yaratmış oluyorsunuz. İş adamları iş yoğunluklarından, sanatın değerini farkına varmayabilir. Zaten kendi işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor, ama kültür sanatın ne kadar değerli olduğunu bir taraftan da kolleksiyon yapması gerektiğini maalesef algılayamıyorlar. Çünkü hayatın temposuna kendilerini kaptırmış durumdalar. Kolleksiyonların ailesine ve çocuklarına torunlarına yansıyacağını o anda düşünemiyor tabii. Fakat bir sanat danışmanı veya kolleksiyoner bir yakınıyla sohbet ettikten sonra bunun önemini algılıyor ve daha sonra alımlara başlayarak sanatın zevkine varıyor. Sonrada bu vizyonunu, çocuklarına ve torunlarına bırakıyor. İleride ailede, herhangi bir sıkışıklıkta da kendi evi ve çocuklarının düzenini bozmadan sadece duvardaki tablo ile tüm sıkıntılarını giderebiliyorlar. Çünkü sanat, değerlidir.

Y.U. … Siz de farkındalık yaratan farklı özellikler var. Hem edebiyat, hem de kültür sanat ile iç içesiniz.

K. G. … Tabii, bir bankanın kültür sanat bölümünün İzmir sorumlusuydum. Aynı zamanda bünyemizde bulunan sanat galerisinde Türkiye’deki en önemli ressamların sergileri olurdu, bir taraftan yazarların imza günleri olurdu. Yaşar Kemal, Aydın Boysan, Gülten Akın, Ara Güler ve Enis Batur gibi önemli edebiyatçılarımızı imza günlerinde ağırlıyorduk. Bazı kitaplar ciltli, numaralı ve imzalı olurdu. Dolayısıyla edebiyat ve sanat ayrıştırılamaz, ikisini bir arada yaşayınca 20 yıla yakın bir tecrübem oldu. Yaşanmışlıklar geçmişi geleceğe taşıyarak iz bırakıyor.

Y. U. … Çerçeveletme işini nasıl yapıyorsunuz? Çok özel ve değerli çerçeveler göze çarpıyor.

K. G. … Ortağım Tolga Erturgut ailece üç nesildir Fransa, İngiltere, İtalya, Dubai ve Katar’a çerçeve, modern ve klasik ayna işi yapıyorlar. Dolayısıyla evin bütününün oluşumunda önemli bir yerimiz olduğu için mimarlarda bizimle çalışmak istiyor. Çünkü atölyesi olan montajı, nakliyesi ve önemli eserleri bir arada bulunduran klasik ve modern aynaları da bir arada bulunduran böyle bir galeri yok. Dikkat çeken unsurlardan biri de budur. Ortağımla birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz. Ortaya sıradışı ilgi duyulan bir galeri çıkıyor. Biz de bu ilgiye layık olmaya çalışıyoruz.

Y. U. Burada oluşan ya da oluşturduğunuz bir model var mıydı sizin için?

K. G. … Bir model yok. Çünkü biz geldiğimiz seviyeyi de beğenmiyoruz. Bu hep böyle olacak. Sürekli kendimizi branşımızda yenileyerek ve geliştirerek özveri ile çalışmaya devam edeceğiz.

Y. U. … Örnek aldığınız duayen galeri sahipleri var mı?

K. G. … Tabiki var. Ankara ve istanbul’da Doku Sanat Galerisi sahibi Mehmet Kıyat, Sanat Yapım’ın sahibi Îbrahim Demirel ve Yahşi Baraz gibi önemli isimler bizlere her daim örnek olmuşlardır.

Ama bizler kendimizi her daim yaptıklarımızla değil, yapacaklarımızı da düşünerek ve geliştirerekten devam ediyoruz projelere.

Y.U. … Çevre için projeniz var mı?

K.G. … Proje genele hitap ediyor. Zaman zaman sergilerimizde önemli yardım vakıflarına ve derneklere de yer veriyoruz. Satışlardan onlara da aktarım yapıyoruz. Dolayısıyla bizde gurur duyuyoruz. Mesela bir Söroptimuslar derneği bayanlarının özveri de bulunup da destek oldukları 19 yaşında bir kız çocuğu vardı. Fazıl say gibi yetenekli ama branşı piyano değil, Çelloydu. Dolayısıyla o gün 25 bin lira toplandı.

Y.U. … Kültür ve sanat üzerine İzmir için düşündüğünüz bir projeniz var mı?

K.G. … Tabiki, İzmir bu konuda zayıf kaldı. Zayıf kaldı demek yanlış olur. Zayıf bırakıldı. Bu birazda bizim tabiki sadece özel sektörün değil malesef belediyeninde çok üstüne gitmeyişinden de kaynaklanıyor. Bakıyorsunuz bazı şehirlerde çok fazla destek olunuyor. Bu destek sadece maddi anlamda değil, açık olan galerilerle fikir birliği oluşturmuyorlar. Yani oluşturamıyorlar. Çünkü güvendikleri kültür sanatı teslim ettikleri kişiler kendi doğrularını yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla o kadar çok yapılacak iş var ki bunları ben zaten Tunç Bey ile de müsait bir zamanda yeni başkanımızla görüşmek istiyorum. Bire bir görüşmek istiyorum yani onun danışmanı ve hatta herhangi kültür sanata bakan kişilerle değil. Çünkü Tunç beyin vizyonunun farklı olduğuna inanıyorum. İzmir her geçen gün kendini yenileyen, çok göç alan her anlamda çok daha güzeline layık olan şehrimiz. Bizim, dolayısıyla, buna yeterki kültür sanat anlamında da destek verilsin. Biz elimizden geldiğince bazı şeyleri yapıyoruz. Ama tabi belediyenin elinde o kadar önemli bir görsel medya güçleri yapabileceği o kadar güzel şeyler varki dolayısıyla burda mesela bir Adnan Saygun var. Bir Fuarın içi var. yeni yapılan Fuarımız var. Bunlar belirli bir zamanlar haricinde çok aktif kullanılmıyor. İzmir için daha güzel şeylerin yapılabileceğini belediyeninde desteği ile ama tabiki galerinin sahipleriyle hem fikir olarak da neler yapılabileceğini konuşmak çok önemli, burada sonuçta kazanan İzmir olur.

Y.U. … Ve son olarak eklemek istediğiniz birşey varmı?

K.G … Eklemek istediğim biz elimizden geleni yapıyoruz. Önemli ailelerinde mutlaka kültüre sanata zaman ayırmaları gerekir. Hem kendilerini pskolojik olarak çok rahatlatırlar. Hemde sadece yurt dışında değil yurt içinde de önemli bizim gibi galerileri gezerekten ciddi kolleksiyonları bir arada görebilirler. Müzayedeye çıkmadan bazı eserleri satın alabilirler. Bu heykel veya, tablo olabilir. Dolayısıyla yani esas yaşam mekanlarını iş yerleri veya evlerini yazlıklarını sanat eserleriyle bir arada bulundururlarsa onlarla yaşam enerjileri artar. Çocuklarına ve torunlarına önemli bir yatırım yapmış olurlar. Dolayısıyla kendileri de psikolojik olarak çok rahatlar ve yaşam kalitelerini daha üst seviyeye çıkarırlar.

Y. U. … Teşekkür ederim.

K. G. … Ben teşekkür ederim.

Y. U. ... Başarılar dilerim. Herşey gönlünüzce olsun.

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR

  • 0 Yorum