Erdal Işıksal İle Söyleşi

Erdal Işıksal İle Söyleşi

Erdal Işıksal İle Söyleşi
17 Haziran 2020 - 10:56

Y.akup Uykutalp. ...  Erdal Işıksal'ı  anlatır mısınız?

Erdal Işıksal. ... Ben,18 mayıs 1945 tarihinde Marmaris’te, Gençlik Bayramı’ndan bir gün önce doğmuşum. Eğitime gönlünü vermiş Atatürkçü, vatanını seven, öğretmen bir anne, babanın ortanca oğluyum. Annem, o günkü deyimiyle, Edirne Kız Muallim Mektebi’nden mezun olmuş ve Atatürk’ün elinden diplomasını almış. Babam, Adana Muallim Mektebi mezunu. Bunları söylememin amacı, Atamızın eğitim ile ilgili sözü olan “Muallim Hanım ve Beyler; Biz ülkemizin sınırlarını çizdik. Bunu yaşatacak olan sizlersiniz.” Annem ve babam, Fethiye’nin kaya köyüne, göreve başlıyorlar. İlköğretimimi Marmaris Atatürk ilkokulu, Ortaöğretimimi de Aydın Lisesi’nde tamamladım. 1968 senesinde, Ankara Diş Hekimliği Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldum. 42 sene, Ege Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi’nde görev yaptım. 50 yıllık meslek yaşantımın içindeyim. Evliyim. Eşim Ayşe Işıksal’dır. Evliliğimizden Fethi adında bir oğlumuz var ve emekliyim.

Y. U. ... Başarı dolu kariyerinizde emekli oldunuz. Etrafınızda sayısız insan kitlesi biriktirdiğiniz gibi, çevreniz de çok geniş. Neler düşünüyor ve neler hissediyorsunuz?

E. I. ... Hakikaten çok zengin bir insanım. Bu zenginliğim malvarlığı olarak değil; binlerce öğrencim, vatanımın her köşesinde akademisyen olarak, serbest olarak çalışıyorlar. Yaşadığımız çevrem beni o kadar çok onure ediyor ki, çalışma hayatımda ve özel yaşantımda, hiçbir gün iş hayatıma üzgün ve kırgın gitmedim. Özellikle, çalışma hayatım sağlık sektöründe, başta kendim olmak üzere çalışanlarımla beraber, o günkü üzüntümü yansıtmaya müsaade etmedim ve izin de vermedim. Çalışma hayatım, bunu söylemem belki yanlış olabilir, ancak çok başarılı geçti, bunda beraber çalıştığım arkadaşlarımın çok büyük hizmetleri vardır. Bu vesileyle burada onlara teşekkür etmek isterim.




Y. U. ... Gönül adamı olduğunuz herkesin dilinde. Bu konuda gönüllere söz geçirmekte mümkün değil, ama siz gönüllere merhem oluyor, su serperek geçiyorsunuz. Sevgiyi o kadar kapsamlı kucaklıyorsunuz ki, anlam katmak düşündürüyor. Sevgiyi sizden dinlemek feyz verir.Y. U. ... Gönül adamı olduğunuz herkesin dilinde. Bu konuda gönüllere söz geçirmekte mümkün değil, ama siz gönüllere merhem oluyor, su serperek geçiyorsunuz. Sevgiyi o kadar kapsamlı kucaklıyorsunuz ki, anlam katmak düşündürüyor. Sevgiyi sizden dinlemek feyz verir.

E. I. ... Hayata sevgiye çok önem veririm, ama benim için en değerli olan saygıdır. Sevgisini kaybeden kişi, o sevgisini tekrar kazanabilir, ama saygı yitirildi mi, onu kazanmak geriye dönüşümü sağlamak çok zordur, hatta benim ölçülerimde imkansızdır. Görevim ve yaşım nedeniyle sayısını hatırlamıyorum, pek çok kez nişan yüzüğü taktım ve de nikah şahidi oldum. Evlenme cüzdanını verirken, gençlerden hep bir istediğimin olduğunu söylüyorum. Birbirinizle ve ailenizle, karşılıklı saygınızı kesinlikle kaybetmeyin yitirmeyin. Sevgili “Yakup” sen, beni çok iyi tanıyorsun, Plevne taksi’den Mustafa Bey’e girdiğim zaman, muayeneme inanır mısın yarım saatte geliyorum, hatta şöyle bir olay yaşadım. Çok sevdiğim bir dostum, Plevne taksinin önünde beni görüyor, takip ediyor ve muayenemin köşesinde önümü kesti, artık yeter biraz da hocamın sevgisini bana bırakın dedi. Bu durum karşısında çok mutlu oldum. Güzel ülkemin her köşesinde, sevgi ve saygı dolu gökdelen dost dolu apartmanlarım var.

Y. U. ... Eğitim düzeyini yükseltmek için neler yapmalıyız?

E.I. ...  Ben, 42 sene yüksek eğitim ve öğrenimin içindeydim. Bu süre içerisinde pek çok kez ders programları ve yönetmelikler değişti. Hiçbir zaman bana veya benim gibi eğitime gönül vermiş meslektaşlarıma görüş sorulmadı. İlkokul, Ortaokul ve Üniversite eğitimi, her açıdan donanımlı kurumlarda yapılır, ama bugün pekçok kurumun donanım ve akademik açıdan eksik olduğunu görüyor ve duyuyorum. Çok güzel bir söz var: “Ağaç yaş iken eğilir.” Bu nedenle, ilköğretim çok önemlidir. Çocukların çok donanımlı yetiştiğini görüyorum, ama bu donanımın içinde olması gereken, bilgininde eksik olduğunu görüyorum. Çok örnekler verebilirim, ama bir toplumu en çok dil yansıtır. Gençlerimizin cümle kurma, cümleyi bağlama, ve imla konusunda çok ama çok yetersiz olduğunu izliyorum. Öğrenciler, tamamen başı ağrıyan bir kişiye verilen ağrı kesici draje gibi yetiştirildiğini görüyorum. Pek kelimelik soru cevaplarda başarı var, ama klasik olarak sorulan bir soru da cümle kurumunda çok büyük sorunlar yaşıyor ve ifade de çok zorlanıyorlar.

Y. U. ... Hayat, iş güç derken hızlı bir döngü de geçiyor. Herhangi bir uğraşınız ya da bir hobiniz var mı hocam? Varsa eğer, uğraşı da ki, duygu ve düşüncenizi anlatabilir misiniz?

E. I. ...  75 yaşındayım. Ve 75 yılın nasıl geçtiğini sorduğunda, 75 yılın, 75 gün gibi geçtiğini bile anlayamadım. 75 gün diye de kısaltamıyorum. Dolu dolu geçti hayat. Resim yapmayı çok severim. Hobim, mesleğim oldu. Pek çok şey aklımdan geçti, ama benim tek hedefim, mesleğimi en iyi şekilde yapabilmek oldu. Kalemim kuvvetlidir, pek çok konferanslarım olmuştur, güzel de Türk Sanat Müziği icra ederim.

Y. U. ... Hayata bakış açınız çok güzel hocam. Hep pozitifsiniz. Bu konuda ki, yol gösterici düşünce felsefeniz hakkında bilgilenmek mutluluk verecektir. Teşekkür ederim.

E. I. ... “Sevgili Yakup” çocukluğum çok mutlu geçti. Hiçbir zaman seyrettiğim filmde olumsuz yaşantıları görsem de, o olumsuzluğun nedenine bakardım ve çözümümde ona göre alınmasını düşünmüşümdür. Çok kişi bana hocam pedagojik egitimde aldınız mı diye sorarlar. Çevremde, olumsuzluk yaşantılarını aktaran pekçok kişinin danışmanı olmuşumdur. Bir insanın gününü çevresine şu şekilde başlamasını söylerim. Sabah uyandığınız zaman ilk önce aynaya baktığınızda, kendinizi beğenin. Eğer, o gün kendinizi beğenmediyseniz, o gün çevrenizin yaşadığı problemlerin sorumlusu kendinizsiniz derim. Çevrenizle günaydınla kalkın, yüzünüzü yıkayın, mimiklerinizi düzeltin ve ondan sonra sokağa çıkın derim. İnsan başarıyı ve mutluluğu kendisinde aramalı ve bulmalı, koşullar ne olursa olsun…

Y. U. ... Hergün sürekli hayattan yeni birşeyler öğreniyoruz. Paylaşmayı bilmiyorsak; öğrenmenin bir faydası var mıdır hocam?

E. I. ...  Paylaşmak çok güzel birşey. Kişi neyi paylaşacağını kimlerle paylaşacağını öncelikle bilmeli. Paylaşmada eğitim benim için ön planda geliyor. Daha önce bahsettiğim gibi, paylaşacak kişilerin öncelikle eğitimlerinin doğru ve düzgün olması gerekir, ama paylaşım deyince genel de hep maddi paylaşım akla gelir. Maddi paylaşımında ne zaman ve hangi koşullarda yapmamız gerektiğini doğru seçmek önceliklidir.

Y. U. ... Son olarak; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için ne söylemek istersiniz?

E. I. ...  Bazı günlere adlar veriliyor. işte Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü v.s. Bugünler tartışılıyor, öneriler yapılıyor. Medyatik bilgiler veriliyor, ama çözüm nedir ve bu çözüm bu problemlere çare olacak mı? ama medyatik olarak, hergün bir kadının darp edildiğini, katledildiğini duyuyoruz. Kadın bağırıyor korumaya alın beni diye, ama çare olmadığını, önlem alınmadığını görüyoruz. Herşeyin temelinde eğitimsizlik yatıyor. Son günlerde bir şiddet modası oldu. Meşhurlar çocukluğunda şiddet gördüğünü şimdi ifade etmeye başladılar. Bugüne kadar nerdeydiniz. Eğitimsizlik en büyük problem. Erkek ya da kadın aile yaşamında karşılıklı sevgisi ve saygısı olmayan bir anne baba ya da büyükleriyle yaşamışsa orda gördüğü şiddet olayları onunda güncel yaşamını etkiliyor diye düşünüyorum. Her sabah, televizyon proğramlarında bunun örneklerini izliyoruz. Teşekkür ederim Sevgili Yakup, Sevgilerimle.

Y. U. ...  Aktarmış olduğunuz bilgi ışığında, gündelik hayatımıza katmış olduğunuz pozitifliğiniz için ben teşekkür ederim. Sizi görünce karşınıza nasıl çıkacağımı düşünüyor, bakış açınızla enerji kattığınız bir gerçek. Dolayısıyla yörüngenizdeki yıldızları bir güneş gibi ışıldayarak, mutlu ederek ayrılıyorsunuz. Gülen yüzünüz hiç solmasın. Hayat paylaşınca güzeldir hocam, enerjinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Ve sizi tanıştıran hayata da teşekkür ederim. Saygılarımla.


YORUMLAR

  • 0 Yorum