Çevik Bir ile Söyleşi

Çevik Bir ile Söyleşi

Çevik Bir ile Söyleşi
06 Temmuz 2020 - 10:30

Yakup Uykutalp. … Hoşgeldiniz. 

Çevik Bir. ... Hoşbulduk.

Y. U. ... Nasılsınız?

Ç. B. ... İyiyim. Siz?

Y. U. ... Ben de çok iyiym. Söyleşiyi kabul ettiğiniz için de ayrıca çok teşekkür ediyorum.

Ç. B. ... Ben teşekkür ederim.

Y. U. ... O zaman başlayabiliriz söyleşimize. Çevik Bir’i tanıyabilir miyiz?

Çevik Bir … Tabii ki.1939 yılı, İzmir Buca doğumluyum. Buca, İzmir’in önde gelen nahiyelerinden birisidir. Ve ilkokul, ortaokul eğitimlerimi Buca’da, Lise eğitimimi çok kısa süre İzmir’de, ondan sonra da Bursa Askeri Okulu’nda tamamladım. Öğrenim hayatında Ortaokuldan itibaren yabancı dil olarak, ingilizce öğrenme ve konuşmaya öncelik verdim. Askeri okuldan mezun olduktan sonra, kara harp okuluna geçtim. Kara harp okulu’nda üç sene eğitim gördüm. Orada da sınıfım, istihkam sınıfı olarak belirlendi. Ben de, bu sınıfı arzu ediyordum. Ve istihkam subayı olarak asteğmen, teğmenlik rütbem dahil, üç sene kıt’aya çıktım. İlk kıt’a yerim benim sınıfımla ilgiliydi. Ben, istihkam sınıfına ayrıldım ve istihkam sınıfıyla ilgili olarak, eğitimimi İstanbul’da istihkam okulunda yaptım. İstihkam okulundan sonra kura çektik. Kura çekildikten sonra şark’a tayin oldum. Ve Ağrı’da iki sene müddetle görev yaptım. Ağrı’da bulunduğum sırada, harp akademileri imtihanına çalıştım. Harp okulu sınavlarına da Erzurum’da girdim. Üsteğmen olarak girdiğim imtihanda harp akademisini kazandım. Harp akademisini bitirdikten sonra yüzbaşı rütbesiyle, ilk kıt’aya gittim ve kıt’a görevime başladıktan sonra, çeşitli yerlerde farklı rütbelerle her yerde görev yaptım. Binbaşı rütbesi ile girdiğim yabancı dil imtihanını kazandım. Ve yine Binbaşı rütbesiyle Belçika Nato Komutanlığında üç yıl görev yaptım. Daha öncesinde Roma’da bulunan Nato okulunda altı ay eğitim aldım. Yarbay rütbesiyle yutdışında üç sene Nato’da görev yaptım. Albaylık görevinden sonra Tuğgeneral oldum. Ve bu terfiler sırasında hiçbir sene kaybetmeden, tam sırası geldiği yıllarda terfi ettirildim. Tuğgeneral olarak tekrar Aşkale’ye gittim. Erzurum Aşkale’de iki sene Tugay Komutanlığı yaptım. Aşkale’den döndükten sonra, İstanbul’da iki sene görev aldım. Tümgeneral oldum. Ankara’da Zırhlı Tümen Komutanlığı görevini, Korgenerallik rütbesinde devletimizin oluru ile Birleşmiş Milletler tarafından Somali’de, Birleşmiş Milletler Komutanlığı görevini yaptım. Orgeneral olduktan sonra da yine Birinci Ordu Komutanlığı görevini İstanbul’da, çeşitli ülkelerde değişik görevlerde bulundum. Belçika Nato Komutanlığında iki yıl görev yaptım. Orgeneralliğimin son senesinde, yani 1999 yılında emekliye ayrıldım. Evli ve bir çocuk babasıyım. İngilizce biliyorum.

Y.U. … Cesur ve kararlılık insanı başarıya götürüyor. Bu olgular siz de mevcut.

Ç.B. … Şöyle söyleyeyim. Çalıştığım yerde, rütbemin icab ettiği görev neyse, öncelikle en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Ve çalıştığım komutanlarımda bu konuları çok iyi takdir ettiler. Ve hepsi tarafından takdir edildim. İstisnasız en iyi notları aldım ve bu rütbelere ulaştım. Komutanlarımdan aldığım tecrübelere dayalı olarak, bulunduğum rütbelerde de fikir verdiğim kişilere aynı şekilde davranarak çalışmalar yaptım.

Y.U. … O yüzden sizin için fikir babası diyorlar.

Ç.B. … Valla, fikir babası derler mi demezler mi bilmem, ama yani ben kendimi bu mesleğe çocukken adadım. bu meslekte hep yükseğe çıkmayı hedef edindim. Kendi kendime bunu planladım. Bütün planlarımda da muvvaffak oldum Allah’ın yardımıyla.

Y.U. … Hayatımıza değer katanlara her zaman ihtiyacımız var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ç.B. … İlkokulda bizim öğretmenlerimiz bizlere çok güzel şeyler öğrettiler. O zaman ilkokullar beş yıldı. Öğretmenlerimizin bize söylediği güzel şeyleri örnek verirlerdi. Mesela bizim bir ilkokul öğretmenimiz nurlar içinde yatsın rahmetli Nihal hanım, beni her zaman için etkilemiştir. Şöyle etkilemiştir, kendisinin talebesi olan ve asker olup yüzbaşı rütbesine gelmiş bir öğrencisi hakkında konuşma yapmıştı. Bu konuşma beni çok etkilemiştir. Ve ben de, keşke öğretmenimin benim hakkımda güzel şeyler konuşması konusu beni çok etkiledi. Ve ben, bu tarihte asker olmaya karar verdim. Yani daha ilkokuldayken bu ifade beni çok etkiledi.

Y.U. … Nurlar içinde yatsın Nihal Hanım. Aileniz okumanızda yönlendirici olmadı mı?

Ç.B. … Orta sınıf bir ailenin çocuğuyum ben. Benim rahmetli babam devlet demiryollarında çalışıyordu. Ve oradan ayrıldıktan sonra, bir müddet işsiz kaldı. Becerikli bir insan olduğu için marangozluk yaptı. Buna benzer çalışmalar yaptı. Babam bizi okutabilecek bir durumda değildi. Biz dört kardeştik. Ben, bu yaklaşımları dikkate alarak, askeri okula gitmeyi daha çok tercih ettim. Ortaokulu bitirdikten sonra imtihana girdim. Ondan sonra Bursa Işıklar Lisesi imtihanını kazandım. Ve o tarihten itibaren asker oldum.

Y.U. … Asker olduktan sonra hayatınız hep yoğun geçti. Bu yoğun tempoda kendinize nasıl zaman ayırdınız?

Ç.B. … Bir sefer derslere çok önem verdim. Boş zamanlarımda hep derslerimi çalıştım. Okuduğum müddetçe ilkokulda, ortaokulda, lisede yüksek okulda hiçbir sene kaybetmedim. Sınıflarımı iyi ve pekiyi derecelerle geçtim. Ve mesleğimde de sicil numaraları alarak hep önlerde bulundum.

Y.U. … Bilmediklerimiz ve yanlış bildiklerimiz var. Kimse iki dine bağlı olamaz, ama sabetaycılık günümüzde yaygın. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Ç.B. … Valla, sabetaycılık konusu biz de o tarihlerde okurken de vardı. Sabetaycılığın ne olduğunu anlamadım, hala bilmem ne olduğunu. Kendimi bildim bileli evimden çıkarken sağ ayağımla çıkarım, Allah’ın adını anmadan çıkmam. Yatağıma yattığım zaman Allah’ın adını anmadan, dua etmeden yatmam. Bu da bizim ailemizden gördüğümüz, büyüklerimizden gördüğümüz yaklaşımlardır. Yani içimden geldiği gibi, hiçbir konuda aşırıya gitmeden bir müslüman olarak, müslümanlık görevlerimi her yaşımda yaşamış oldum ve yaptım. Mesela hatırlıyorum, biz ilkokuldayken bayramlarda camiiye giderdik. Askeri lisede, bizim askeri okullarda camiler vardı. Camiiye gidenler de vardı, gitmeyenler de. Din konusunda hiçbir baskı olmamıştır bizlere. Ama aldığımız eğitim dinimize bağlı olduğunu, Cumhuriyetimize bağlı olduğunu yönlendirecek şekildedir. Dolayısıyla hiçbir şey düşünmeden normal bir vatandaş olarak hem din konusunda, hem de çalışmalarımız konusunda eğitim sonucunda hep doğruları yapmaya çalıştık içimizden geldiği gibi. Kimse de bir etki yapmamıştır. Ben evimden çıkarken sağ ayağımla çıkarım, dua etmeden çıkmam. Annem, babam cüzdanıma dua koyarlardı. Ben, bunları bu şekilde yaşadım. Bunları görerek yaşadım. Bu hiçbir zaman bağnazlık değil. Her zaman dinimizin bize bahşettiği bir yaklaşım içinde bulunduk.

Y.U. … Geçmiş y.y. ile 2000 yılları arası baktığımda fark çok büyük. Yaşadığımız y.y. daha farklı göze çarpıyor. Günümüz insanın yani modern insanın labirenti nasıl olmalı?

Ç.B. … Valla bir kere insanlar yaşamında sade olmalı, her konuda sade olmalı. Hiç kimseyle yarışa girmemeli. Sade davranışlarla insanların yaklaşımını dost olarak, görerek yapmak lazım. Hiç kimse hakkında, aleyhinde düşünmemek lazım. Ama böyle sizin dost yaklaşımlarınızı ne bileyim kullanacak bir yaklaşım gördüğünüz zamanda bırakacaksınız bu konuları. Yani sadelik biz insanların en son ulaşabilecği noktadır. Sadelikte ne hırs vardır, ne de tembellik vardır. Sadelikte samimi yaklaşım vardır. Ben her zaman için bu sadelik anlayışıyla hayatımı sürdürmüşümdür.

Y.U. … Emekli olduktan sonra danışmanlık yaptınız mı?

Ç.B. … Yurtiçinde ve yurtdışında ülkemizin güvenliği, güvenlik konuları ve ekonomik konularında ülkemizi destekleyici konuşmalar yaptım. Ve çok sayıda yatırmcı da ülkemize geldi. Bana çeşitli sualler sordular. Ben hep ülkemizde, kendilerinin düşündüğü gibi olmadığını, geldikleri vakit sevinerek gideceklerini ve çok şey öğrenmiş olarak bizim lehimize gideceklerini söylemişimdir. Bu konuda yurtiçi ve yurtdışında çok konuşmalar yaptım. Ve takriben bu bir, iki sene sürdü.

Y.U. … Acabanız oldu mu? Şu şöyle olsaydı ya da bu böyle olsaydı gibi bir düşünceniz oluştu mu?

Ç.B. … Hayır. Acaba konusunda hayatımda hiçbir zaman soru teşkil edecek yaklaşımım olmadı. Hep kendimi hazırladım. Her yaşımda belirli hedeflerim oldu. Ve mesela eğitim alanında seçtiğim okullarda başarılı oldum. Ve doğru karar verdiğimi görmüş oldum. Tabii, benim bütün hedefim, küçükken yaşadığımız yerde subaylar, subay çocukları ve aileleri vardı. Hep o insanları kendime örnek aldım. Keşke, ben de onlar gibi subay olabilsem düşüncesine sahiptim. Bunu bu şekilde yaşadım. Buca’da o zaman, İzmir’de bulunan askeri birlikler gelip eğitim yaparlardı. Onları görürdük. Mesela Buca’da tanıdığımız ailelerden subay kişiler vardı. Hep onları kendime örnek olarak almışımdır. Çünkü hepsi örnek alınacak insanlardı. Dolayısıyla bir de ben okurken ilkokulda da, ortaokulda da, lisede de başarılı öğrenciydim. Ama tabii, aile gelirlerimiz açısından paralı bir yerde okuma imkanım olamazdı. Benim askeri okulu seçmemin nedeni de, büyüklerimin beni okutmak için maddi imkanı yoktu. Ekonomik ya da böyle bir destek alabilecek durumda değildik. Ama ben, bu askeri okulu seçerek bütün imtihanlara kendimi çok iyi hazırladım. Ve her girdiğim imtihanı da kazanarak askerlik mesleğimi seçtiğim yerde bu maksatlı yaklaşımımla en yüksek rütbelere kadar gittim.

Y.U. … Az üretiyoruz, ama çok tüketiyoruz.

Ç.B. … Bu bir yerde hem eğitim konusudur, hem de bir yerde nüfus çokluğudur. Bu konuda tabii, şahsen bizim ailemizde, hiçbir zaman böyle birşey olmamıştır. Şartlarımızın bize bahşettiği konu içerisinde yaşamımızı sürdürmüşüzdür. Yani bunun aşağısında kalacak ve üstte kalacak bir yaklaşım içinde bulunmamışım. Yani normal bir yaşantımız olmuştur. Büyüklerimden çalışkan olan, sınıfında ön plana çıkan, derece kazanan kişileri örnek almışımdır. Ben de, onlar gibi olmaya çalışmışımdır.

Y.U. … Geç gelen yazlar, geç biter. Kışlar çok uzun sürmeye başladı. Kimlik aidiyet ise, yaşadığımız yeri merak ediyorum.

Ç.B. … Ben, babamı genç yaşlarda kaybettim. Amcam, Allah nur içinde yatırsın ikisini de. Ben de birşeyler görmüş olacak ki, özellikle lise öğrenim sırasında çok yardımcı ve bana örnek oldu. Ve amcam, benim askeri okula gitmeyi, isteğimi biliyordu. Beni aldı Bursa’ya kendisi götürdü. O zaman izmir, Bursa arasındaki yollar şimdiki yollar gibi değildi. 7, 8 saatte İzmir’den Bursa’ya gidilirdi. Hatta 9 saati bulurdu. Amcam aldı beni, ben de birşeyler görmüş olacak ki, bana hep kolaylık göstermişti. Biz dört kardeşiz. Ben de ki okuma hevesini görünce, amcam, Bursa Işıklar Askeri Lisesi imtihanlarına götürdü. Bu arada beni okula yazdırdığı imtihanları da kazandım. Ve dolayısıyla amcamı her zaman minnetle anarım. Çünkü benim önümü açan insan. Amcam, Çeşme’de otel müdürüydü. Ve beni hep yanına almıştır çalışmalarında. Ben, amcamdan çok destek gördüm. Allah nur içinde yatırsın. Kimlik, bir insanın geçmişidir, kültürüdür, gelenek ve göreneğidir. İnsan geldiği yeri yani geçmişini unutamaz. Dolayısıyla amcamın yaptıklarını asla ve asla unutamam.

Y.U. … Allah rahmet eylesin. Aslında değindiğiniz konu üstü kapalı eğitim. Eğitim konusunda ebeveynlere tavsiyeniz var mı?

Ç.B. … Dediğim gibi, orta şartlarda yetişmiş bir ailenin çocuğuyum. Bizim öyle beklenilmeyen fazla masraflar, imkanı olmayan bir ortamda yaşadık. Ailemiz bu şartları kabul etti. Hiçbir zaman bu şartların dışına çıkmaya çalışmadık. Bu şartlar içinde çalıştık, okuduk. O şartlar içinde kitabımızı defterimizi aldık. Rahmetli annemin, babamın ablamın kardeşlerimin bana bu konuda büyük yardımı olmuştur. İkİ büyük ablam, bir de abim vardı, ben en küçükleriydim. Tavsiyem, hani deriz ya sağlık olmazsa hiçbir şey olmaz, eğitimsiz de hiçbir şey olmaz. Eğitim herşeyin başı.

Y.U. … Sosyal medyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ç.B. … Benim okuduğum medya gerçekleri yazan, doğruları ortaya koyan, hiçbir konuyu sabote etmeden, yani gerçekleri ve doğruları yazan medyayı tercih ederim. Zaman zaman değişik gazeteleri bu nedenle değştirmişimdir. Ama ülkemizde bizleri bu şekilde yönlendiren gazeteler basın mevcuttur. Dolayısıyla onların büyük katkısı olmuştur benim yaklaşımımla.

Y.U. … Sanatla aranız nasıl?

Ç.B. … Sanatla ilgili benim elimden hiçbir şey gelmez. Bu konuda ben, en zayıfım. Ortaokulda okurken elişleri dersi vardı. Arkadaşlarım el işi dersinde çamurdan heykeller yapar, ne bileyim böyle güzel şeyler yaparlardı. Ben hiçbir şey yapamazdım. Hatta bazı imtihanlarda arkadaşlarımın bana yapmasını isterdim. Bazı arkadaşlarım bu konuda bana destek verirdi. O zaman ortaokulda bu dersler vardı. Benim için en zor derslerdi. Müzik mesela, ben müzik sesini do sesini ayırt edemezdim tamam mı? Hocamızda piyanoyu çalarken arkasında çalardı. Yanımda oturan arkadaşım tık tık tık yazardı. Ben, hiçbirisini yazamazdım bunları. Resim ve müzik benim en zor derslerimdi. Matematik, Fizik, Kimya en kolay derslerimdi. Do sesini ayırt edemezdim. Müziği severim, ama bu bir kulak meselesi, yaradılış meselesi. Resim yapmayı da severim, güzel resimlere bayılırım, ama yapamam. Resim ve müzik benim en zayıf tarafımdır.

Y.U. … En çok beğendiğiniz ülke.

Ç.B. … Görevim sırasında çeşitli ülkelerde görev yaptım. Benim ilk görev yerim Belçikaydı. Belçika’nın nüfusu az bir ülke. Ve Avrupa’nın ortasında bir ülke olan Belçika’nın yaklaşımları benim için örnek olmuştur. Yani Nato Karargahının Belçika gibi bir ülkede bulunması, Belçikalıların akıllı bir yaklaşımıdır. Tabii bu yaklaşımlarıyla karar verici ülkelerde bu konuda yardımcı olmuşlardır. Bu konuda Belçika’yı takdir ederim. Çünkü merkezi Avrupa yani Natonun merkezi komutanlığı orada kuruludur. Güney komutanlığı da ülkemizde kurulmuştur. Ülkemize de büyük katkısı olmuştur. Kuzeyi de Norveç’te kurulmuştur. Her üç ülke içinde Nato’nun bu yapılanması normal bir yapılanmadır. Ve her üç ülkede bu konuda akılcı davranmıştır. Nato’da çok uzun süre görevler yaptım.

Y.U. … En çok sevdiğiniz kitap.

Ç.B. … Ben, daha çok askeri meslekle ilgili kitapları, bir de mesleğinde ön plana çıkmış kişilerin yazmış oldukları kitapları kendime örnek almışımdır. Ve onların yaşantılarından da örnek alarak uygulamaya çalışmışımdır.

Y.U. … En beğendiğiniz yazar.

Ç.B. … En beğendiğim yazar, bizim zamanımızda Falih Rıfkı Atay. En iyi yazarlardan birisidir. Tabii Başka başka yazarlar var, ama insan yaşlandıkça daha başka konulara eğiliyor. O zaman genç yazarları tanıyamıyorsunuz. Ama şu bir gerçek; ülkemizde çok sayıda yazar bu konuda ön plana çıkmıştır. Ve hepsinden de halkımız istifade etmiştir. Ama spesifik olarak birşey söylemek istemiyorum, yani söyleyecek durumda da değilim.

Y.U. … Fenerbahçeli olduğunuzu biliyoruz.

Ç.B. … Fenerbahçe’yi ben küçüklüğümden beri severim. Ama şu bir gerçek, tabii, bu ligler bizim zamanımızda böyle değildi. Bizim zamanımızda İzmir’in takımları müsabaka yapardı, İstanbulun takımları da. Sonra bunların birincileri maçlar yaparlardı. O şekildeydi. Ben o zaman İzmir’de hatırlıyorum, bizim Alsancak Stadı o zaman toprak değildi, zemin kömürdendi. Maçtan çıkan sporcular simsiyah çıkarlardı. O zaman ben üsteğmen rütbesiyle hiçbir maçı kaçırmazdım Cumartesi Pazar. O zaman benim en çok sevdiğim takım, takdir ettiğim takım Göztepeydi. Adnan Süvari, Allah rahmet eylesin çok esaslı bir öğreticiydi. Hep, her zaman Adnan Süvari’yi takdir etmişimdir. Ve uzun senelerden beri ben Göztepe’yi desteklemişimdir. Göztepe’yi eskisi kadar takip edemiyoruz, ama tekrar birinci lige girdikten sonra takip etmeye başladım. Ve hatırlıyorum Göztepe, ben üsteğmen iken, Fuar şehirleri kupasını kazanmıştı. İlk defa böyle bir kupayı kazanan, taraftarına hediye eden bir takımın destekçisi ve taraftarıyım ben. Hiçbir zaman Göztepe’den başka bir takımı birinci olarak seçememişimdir. İkinci öncelik takımda Fenerbahçe’dir.

Y.U. … Son olarak benim unuttuğum ya da aklınızda kalan eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ç.B. … Kitap yazmak, kitap okumak bizlerin esaslı yaklaşımları olmalı. Ama ben şahsen bunları yaşadığım sürece yapmış olduğum çalışmalar öncesinde istediğim gibi, düşündüğüm gibi, bunların tamamını okuyacak alt yapıyı, zamanı da bulamadım. Askerlik mesleğmde çeşitli yerlerde görev yaptım. Ve görevlerimiz, mesaiye bağlı değildi. Yani devlet memuru gibi sabah şu saatte gidersin, akşam şu saatte dönersin evet öyle saatler var, ama askerlik mesleğimde, uzun süre günün en az yarısından fazlasını kışlalarımızda geçirmişizdir. Ama askerlik sayesinde de işte bu durumlara gelebildik. Ben devletime müteşekkürüm. Size de teşekkür ederim.

Y.U. … Ben teşekkür ederim. Saygılarımla.


YORUMLAR

  • 0 Yorum