Besim Kazado ile Söyleşi

Türkiye'nin ünlü animasyoncusu Tıpa Tıp Show'da birçok sanatçıyla sahne alan Besim Kazado ile söyleşimiz oldu.

Besim Kazado ile Söyleşi

Türkiye'nin ünlü animasyoncusu Tıpa Tıp Show'da birçok sanatçıyla sahne alan Besim Kazado ile söyleşimiz oldu.

Besim Kazado ile Söyleşi
07 Mayıs 2020 - 12:45


Yakup Uykutalp. ... Hoşgeldiniz Besim Bey.

Besim Kazado. ... Hoşbulduk.

Y.U. ... Nasılsınız?

B. K. ... Çok iyiyim. Siz?
 

Y. U... Bende iyiyim.  Teşekkür ederim. Yaşanmışlıklarımız bizi biz yapıyor deneyimlerimiz, tecrübelerimiz gibi. Ama insanın önce kendisini tanıması lazım. Sanat, edebiyat ve işletmecilik gibi her alanda Besim Kazado’yu görüyoruz.

B. K. ... Estağfurullah, elimden geleni yapıyorum.

Y. U. ... Bu konuda neler söylemek istersiniz? Tecrübe ve deneyimlerinizi aktarır mısınız?

B. K. ... Ben bunu söylemem için, sana şeyi söylemem lazım. Hayata nasıl başladım. Diş Hekimliğinden başladım. Kumaşçılık yaptım. Kumaşçılık yapınca bir nevi zaten işletmecisin. Kumaşını sunuyorsun, karşında büyük firmalar var. Onlara kendini kabul ettiriyosun. Tanıtıyosun. Rengiymiş, takip ediyorsun. Böyle durumlar işletmeciliğe giriyor. Hazırlık gibi oldu. Ardından terzilik yaptım. Çok iyi oldu. 11 sene bu mesleği tek başıma yaptım. Evet Nişantaşında Hülya Avşar, Gönül Yazar ve bütün İstanbul sosyetesi bana çok destek oldu, ama ben de çok güzel şeyler yaptığıma inanıyorum. Çok büyük düğünler yaptım. Bunlar hep işletmeciliğe giriyor. Bu arada bunları yaparken sıkıldım ve güneye attım kendimi animasyona. Çok uzun yıllar animasyon yaptım. Bu arada pardon atladım. Kumaşçılık yaparken işletmecilik yaptım ve ilk kez Sibel Can’ı sahneye çıkardım. Tabii astronomis diye bir klübüm vardı işletiyordum. Sibel Can 15 yaşındaydı, ilk defa orada sahneye çıkardım. Ve işletmeciliğin tadına vardım. Ondan sonra en büyük patron Rahmetli Fahrettin Aslan ile çalıştım. Ondan sonra kimse gelmedi. Rahmetli Fahrettin Aslan’dan çok şey öğrendim. Ve de işletmeciliği çok sevdim. Vallahi çok çok sevdim. Halen biliyosun restaurant mestaurant işletmeye bayılırım. Yıllar sonra da İzmirde Lavanta’yı yaptık işletmeci olarak. Ondan sonra da biz mi Grand Yazıcı da 19 sene işetmecilik yaptık. Bu arada animasyona attım kendimi. En çok sevdiğim mesleğim, animasyondur. Akşamki o sahne, o renkler ışıl ışıl. Ve aslan burcuyum. Onun için renk, sahne, müzik hepsini bir arada orda çok güzel şeyler koyduk sahneye. Elemanlarım çok iyiydi. Mutluydum onlarla. Şu an çok iyi yerdeler. Yani hepsi de bir bütün oldu.

Y. U. ... Tıpatıp Show sizin eseriniz.

B. K. ... Evet.

Y. U. ... Tıpatıp Show'da Besim Kazado birçok sanatçıyla sahne aldı.

B. K. ...  Evet çok.

Y. U. ...  Hangi sanatçılarla sahne aldınız? Muhakkak ki, Hepsi Besim Kazado için çok özel. Bir anınızı anlatır mısınız?

B. K. ...  Çok anım ver evet çok. O kadar çok anılarımız var ki hangi birisini anlatayım. Mesela Ajda Pekkan’ın ben Zeki Müren’in taklidini yaparken ağlaması. Ciddi olarak kadın ağladı. Ben unuttum senin Besim Kazado olduğunu. Çok hoşuma gitti. Çok iyi yapıyormuşum diyorlar taklitlerini sanatçıların. Daha doğrusu Besim’in onları canlandırmaya, hatırlatmaya çalışması güzel. Mesela Muazzez Abacı’ya karşı geçen sene tam bir sene oldu. Muazzez Abacı’yı yaptım. Kadın gülmekten yere oturdu. Yani benim tabii çok hoşuma gidiyor bunlar. Benim elemanlarımda çok başarılı ve çok iyi. Ömer olsun, Sedat olsun. Bir televizyon programında Yıldız Tilbe, Sedat vardı benim elemanım. Yıldız Tilbe’yi yaptı. Ve Yıldız Tilbe’ye dedim ki; nasıl beğendiniz mi? Valla birincisi benden daha güzel ve bana çok benziyor. İnanamadım dedi. Keşke ben öyle olsaydım bunu unutmam. Bunu Yıldız Tilbe’nin kendisi söyledi. Çok güzel anılarımız, çok güzel şeylerimiz var. İzmir’de çok güzel sahneler yaptık. hele fuarda filan. Yani ben çok mutluyum. Birşey vardır bana soruyorlar yazılarımda filan, niye bu kadar güzel yazıysoun her yeri. Fransa olsun, Almanya olsun, Amerika olsun, Türkiye olsun her yeri. Neden yazıyorum biliyor musun?

Y. U. ... Neden yazıyorsun?

B. K. ... Çünkü gittim mi oranın adamı oluyorum. Oralı oluyorum. Onun için mutluyum. Ben mesela soğan sevmem, ama köye gittim mi? orada soğan yiyorum. Oralı oluyorum, anladın mı? Fransaya gittim mi abuk subuk şeyler yiyeceğime kruvasan yiyorum. Fransız kültürünü yaşamaya çalışıyorum. İtalya da, İtalya’ya çok alıştım, çok gittim. Orası artık evim gibi, arkadaşımın evi var. Orada İtalyan oluyorum. İtalyancam çok iyidir, Allaha çok şükür, Fransızcam da öyle. Nereye gidersem o miletten oluyorum.

Y. U. ... Kaç dil biliyorsunuz?

B. K. ...  4 dil biliyorum.

Y. U. ...  Hangileri?

B. K. ... Fransızca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, ama dördünü de çok iyi bilirim. Çok iyi konuşurum.

Y. U. ...  Dünyada hemen hemen gezmediğiniz ve görmediğiniz ülke kalmadı sanırım.

B. K. ...  Yooo var. Çok gitmek istediğim yerler var.

Y. U. ...  Besim Kazado gözüyle en çok beğendiniz gezilmesi ve görülmesi gereken yerler nereler?

B. K. ...  Bize çok uyduğu için İtalya başta. Çok çok uyuyor bize. İnsanları uyuyor. Caddeleri uyuyor. Ben öyle görüyorum. İtalya mutlaka gezilmesi ve görülmesi gerekir bence.

 Y. U. ... Kordonumuz benziyor mu?

B. K. ...  Yok. Kordonumuz İspanya’ya benziyor, Barcelona aynı. Aynı, olamaz böyle birşey. Bir farkı İspanya’da Paroles Balığı yiyorsunuz, bizde de güzel Granyez Balığı yiyoruz. Ve de hakikaten bizim insanlarımız oralarda aynen çok mutlular. Sıcaklığı da aynı, İzmir gibi.

Y. U. ...  Yıllardır sizi tanımama rağmen enerjinizi ve neşenizi hiç kaybetmediniz.

B. K. ...  Estağfirullah.

Y. U. ...  Besim Kazado’yu en çok ne sinirlendiriyor veya ne mutlu ediyor?

B. K. ... Valla hakikaten bu soru güzel bir soru. Bugüne kadar kimse sormadı. Beni en çok sinirlendiren riyakarlık. Hakikaten çok sinirlendiriyor beni. Riyakar oldu mu bir insan, herşeyi bozuyor. Onun için riyakarlık çok kötü birşey. Yalan ve yalancılık herşey riyakarlığın içine girer. Tabiilikten kaçmak kötü birşey. Tabii olalım, bir laf vardır ya İspanyol lafıydı bu ya da Fransız. Hatırlamıyorum. Olduğun şapkayla selam ver. Hiç sorun değil, şapkan neyse o’sundur. Barcelona şapkan varsa olduğun şapkayla, yok köylü şapkan varsa, köylü şapkanla selam ver. Ondan ayrılma bence.

Y. U. ...  Türkiye ve Amerika arasında mekik dokuduğunuzu biliyorum. Amerika’da restaurant işlettiğinizi de öğendim.

B. K. ...  Bi ara işlettim evet, bunu da yaptım.

Y. U. ... Bu sizin için zor olmuyor muydu?

B. K. ...  Yok, yok. Tam tersi, ben iki tarafta mesela burada hele hele İzmir’i çok seviyorum. 20 sene olmuş İzmir’e geleli, yerleşeli. Şu an mesela acayip mutluyum, Alsancağı seviyorum. Hani uçuk falan filan muhabbeti, oraları çok seviyorum, benim için Alsancak ayrı. Yaşımdan dolayı belki, bilmiyorum. Herkesi görüyorum, sıcaklar. Bana huzur ve mutluluk veriyor İzmir çok, ama Amerikayı sorarsan niye çok seviyorum? Orada ben tiyatro hastasıyım. Müzikal hastasıyım. Orada tiyatro, müzikal, yürüme ben çok yürürüm, oraya gittim mi yemin ediyorum on kilo veriyorum, on kilo veriyorum. Her geldiğimde siz de söylüyorsunuz, ne kadar zayıflamışsınız diye. Sizin gibi herkes söylüyor. En az on kilo, yürüyorum. Çok yürüyorum, evimin hemen evimden çıkıyorsunuz sağ tarafta Centrl Park. Dünyanın en büyük parklarından biri. Baştan başa her gün yürürüm, kar yağsa da yürürüm. Güneş varsa da yürürüm. Her gün yürürüm. Sabah, dönelim güne başlarım, duşumu alırım. Kahvaltımı edip, sol taraftan da gittin mi benim evden Broadway, dünyanın bütün şovları orda. Haftanın iki günü mutlaka bir tiyatro, bir müzikal yaparım. Orada mutlaka bu çok mutlu ediyor beni. Arkadaşlarım var, orada çok iyi görüştüğüm. Türk arkadaşlarımda var çok sevdiğim, saydığım. New York ve İzmir sana yetiyor.

Y. U. ... Sanat alanından bahsettiniz. Sanat için bir planınız var mı?

B. K. ...  Bu saatten sonra aslında var. Bu saatten sonra yani 68 yaşındayım.

Y. U. ...  Göstermiyorsunuz.

B. K. ...  Ama öyleyim.

Y. U. ...  40 falan gösteriyorsunuz.

B. K. ...  Yok artık o kadar değil de, ama çok mutluyum yani ben. Fakat çok güzel fikirlerim var. Onları vermek istiyorum insanlara. Ama geç mi oldu, bilemiyorum.

Y. U. ...  Siz zaten veriyorsunuz Besim Bey.

B. K. ... Evet, ama geç oldu geç. Mesela diyeceksin ki niye animasyonu bıraktın? Hakikaten benim animasyonum, animatörlerim Türkiyenin. Bunu gündeme getirmeyeceğim. Ne hava atıyorum, ne de bir şey. Hiçte modesti yapamayacağım. Açık ve en iyi animasyon programı, ama müşteri değişti. Bizim o Türkler, o kültürlü Türkler artık gitmiyorlar tatil köylerine. Yabancıların çok değişikleri geliyor. Onlara şhow yapacak halimiz yok. Onun için bıraktım.

Y. U. ...  Peki animasyon dediniz. Yaptığınız yorumdan sonra animasyon konusunda keşkeniz ya da keşkeleriniz olduğunu düşünüyorum. Burda şöyle birşey yapsaydım daha güzel olurdu diye bir düşünceniz oldu mu?

B. K. ... Benim keşkem olmadı. Neden? Hakkaten keşkem olsaydı, Besim olmazdım. Belki hatalar yapmışımdır, bana yapılmıştır onlar hiç, hepsi bana çok ufak basamak olmuştur. Ya aşağıya, ya da yukarıya çıkan basamak, ama keşkem hiç olmamıştır.

Y. U. ...  Zamana bakıyorum, nesiller arası uçurumlar var, baba ve oğul gibi.

B. K. ...  Çok güzel bir laf ettin.

Y. U. ...  İyi tarafları ve negatifleri de var muhakkak. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

B. K. ...  Maalesef negatifleri bu zamanda daha çok. Maalesef, belki de bu zamana uymak için. Belki de ben böyle birşey görüyorum, sen de görüyorsundur bunları. Bir belli zümrenin üstündeki zümrelerde babalar intikamlarını çocuklarıyla alıyorlar. Mesela falan efendi diyor, oğlu, oğluna bir tane bilmem ne araba almış. Daha iyisi yok mu bunun sen alsaydın diyor. Alıyor bu arabayı, Allah korusun kazalar oluyor, bilmem daha neler oluyor hepsini duyuyoruz. Ve babalar intikamlarını oğullarıyla alıyorlar. oğlu comfort mu aldı kıyafet, iki tane al, yoksa bi ton al bilmem ne.

Y. U. ...  Amaç nedir Sayın Besim Kazado?

B. K. ...  Amaç doyumsuzluk. Amaç, bu yaştaki insanın çocuğunun yaşında bazı şeyleri yapamaması. Ama onlar yanlış düşünüyor. Çünkü, şimdi daha konuştum bir arkadaşımla bu mevzuyu. Bizim zamanlar da bunlar yoktu. Kızıyoruz çocuklarımızın telefonla oynamalarına. Çok yanlış, tabii ki çok yanlış. Ama çocuk okula gidecek, evet okuldaki tüm arkadaşlarına telefon vermediler de. Çocuk salak durumuna mı düşsün. Mecburen ben nefret ediyorum, ama mecburen çocuklara veriyorlar o telefonu.

Y. U. ... Alım gücü arttıkça ne oluyor Besim Bey?

B. K. ... Ama ne oluyor, alım gücü arttıkça diyorsun, bir de alım gücü olamayanlar ben, zengin değil, orta halliyim. Benim alım gücüm bu kadar değil. Nerelere seyahatler ediliyor? Mesela şimdi seyahate gidiyorum, biletimde var. Herşeyde var. Onu iptal edip, ileri tarihe aldım. Neden? Bana haberi geldi, kalacağım otel, orta bir otel. Arkadaşlarım orada kalacaklar, 125 euro günlüğü. Hesapla 10 gün kalacağım ben, 8, 9 milyon para vermem lazım. Sadece otele, eee böyle, şu anda böyle. İptal ettim. En güzeli o, evim daha güzel bir otel. Çok daha mutluyum orda. Ne olacak, biletimi ileri de kullanırım. Bekliyorum biraz, doların düşmesini. O zaman giderim.

Y. U. ... Piyasanın oturmasını bekliyorsunuz.

B. K. ... Evet. Ne olacak gitmem yani, sorun değil. Ama bazıları hırs yapıyor, sonra ne oluyor, ay sonunda kartlar gelince ödemeler yaaa yaaa işte o kötü.

Y. U. ...  Hep pozitifsiniz. Pozitif olmak seçenekleri artırır mı?

B. K. ... Arttırıyor. Ömrüm uzadı pozitif olmakla. Birşeyi at geliyor, tabiata at, ama iyi niyetle at, bir daha da düşünme. Yemin ediyorum geliyor, vallahi, billahi geliyor. Ben de çok oldu. Mesela bir tanesini sana anlatayım. New Yorktayım. Kate Blanchet benim hayranlık üstünde hayran olduğum bir sanatçıdır. Avusturalyalı, dünya güzeli bir kadın. Ve onun oyunu var. Ve oyununa gideceğim bu hafta, fakat bir geçiyorum arka tarafından tiyatronun bri baktım feci bir kalabalık. Ne var burda. Orda öyle bir kalabalık olunca soracaksın New York öyle garip bir yer. Kate Blanchet çıkacak dediler. Arka kapısıymış tiyatronun. Ben de orada duruyorum, bir baktım bir genç oğlan çıktı içerden, uzun boylu yakışıklı bir oğlan. Arabadan bir elmas çanta aldı, geliyor. Yeşil elmas hiç unutmam. Orda düşündüm, Kate Blanchetten başkasının olamaz bu çanta. Ben dedi Kate Blanchetin yeğeniyim. Anladım dedim. Arkadaş olduk. Güldük konuştuk. Dedim ben Türkiyeden geldim. Çok gitmek istiyoruz dedi, bilmem ne bilmem ne bilmem ne. Gelirseniz misafirim olun dedim, telefonunu verdi, aldı, içeri girdi, kadın çıktı. Tabii Kapıya da kimseyi yaklaştırmıyorlar. Sadece imza atıyor, ama o kadar hızlı yapıyor ki resim çekmenin imkanı yok. Bir baktım ki telefonu aldı çocuk kadının cebinden bana doğru tuttu. İşte bu arkadaş dedi, tamam dedi. Resim çektirdik, gazeteye bastık hatta. Resim çektirdik, iki laf konuştuk, yükledik. İftihar etti kadın, bu hafta geliyorum dedim oyunu seyretmeye, biletim vardı. Bu çarşamba oluyor, öteki çarşamba oyuna gideceğim. Bak sana yemin ediyorum. O anda büyük bir apartmanın yanında bu. Aparmana baktım. Dedim ki, şu apartmanda otursam şöyle bir tiyatrolara gidip gelsem. Neyse pazar günü Şule diye bir arkadaşım var. Orda, Yılısday’da ev arıyoruz. Arıyoruz, arıyoruz en samimi arkadaşı aradı. Ya dedi senin var mı bir dairen dedi. Fazla pahalı olmasın, ucuzda olmasın. Şöyledir, böyledir şu anda bir tane boşaldı dedi. Biz de bindik arabaya, yakın zaten. Döndüm, aaaaaaaaa o apartmanın önünde durduk. Vallahi billahi. İndik, çıktık kırkıncı kata. Bir baktım inanılmaz, şimdi sana google üzerinden göstereceğim. İnanılmaz bir manzara, inanılmaz bir güzellik. O gün katı tuttuk. Çarşamba günü de Kate Blancheten oyununa da ordan gittim. Tamam mı? arzu et, yemin ediyorum üç günde de oluyor, ama üç senede de oluyor. Oluyor, temiz kalplı at, geliyor. Bu dünyada herşey mübah. Ama yeter ki sen candan iste. Oluyor.

Y. U. ... Son sorum olacak. Yazar Besim Kazado olmak nasıl bir duygu?

B. K. ... Çok güzel bir duygu. Seni de tebrik ediyorum. Çok güzel bir kulvara attın kendini. Kendi kulvarında ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Şu an oturduk, kaç kişi seni selamlamadan geçemedi. Ama bu ek kulvara atman çok iyi oldu. Ve de sorduğun sorulardan belli. Okuduğum yazılarından çok başarılısın. Ben de buna senin gibi çok severek girdim. Yeni şeyler öğreniyorsun, bunları yazmak için senin yeni şeyler öğrenmek lazım. Yeni kanallara girmen lazım. Sen bunları yapıyorsun, seni tebrik ediyorum. Ben de seni en az senin kadar, belki de daha fazla büyük bir zevkle seyahat yazılarım olsun, ropörtajlarım olsun hepsini yazdım. Ve hakikatten çok mutluyum. Sana da bu mevzu da inanıyorum, apayrı birşey, bunu herkes yapamaz. Bu bir histir, ruhtur. Bu sen de varmış, Çok iyi etmişin girdin bu işe. Çok daha başarılı olacağından eminim.

Y. U. ... Çok teşekkür ederim. Sağolun Besim Bey.

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR

  • 2 Yorum